
Pazar, Mart 25, 2012
Çarşamba, Mart 21, 2012
şirinler ve milli mücadele

Geçen sabah işe gitmek için hazırlanırken daha doğrusu ayılmaya çalışırken flash tvde yalçın küçük'ü aramaya başladım. Aramam neticesiz kalsa da o civarlarda bir kanalda maviş ufakliklari, şirinleri yakaladim.. ulen ne delicesine severdim şirinleri eskiden.. trt gap izleyip "ari kovanlarini 20 metre araliklarla..." muhabbetlerinin arasındaki skeçlerde "koyumuzun yolunu imece usulu yaptik" primitif bir sosyalizm hayranligi ile yaşarken şirinler vaha gibi gelirdi..
ama şimdi büyük adam akliyla düşününce şuna kanaat getirdim ki bu sirinlerin cümlesinin işleri gücleri degersizdir.. tamamen bir "zeroes" durumu.. "merakli","tembel","süslü" tamam şirin de, senin gargamel'e karşı haklı mucadelende sirinlige ihtiyacin yok ki arkadas! senin "keskin nişanci şirin"'e ne bileyim efendim "mayın döşeyici şirin","bubi tuzagi sirin" e falan ihtiyacin var.. o gargamel denilen, doyumsuz ibine (ki kendisi istese bin tane, milyon tane daha şirin yapabilir) eni konu "gözlüklü şirin" in içlerinde bulundugu, tamamen bi boka yaramayan yeteneklere sahip 100 biemedin 200 tane "şirin" e yeniliyor..
yapmayin allaskina! buna benim diyen insan güler..
hayir düsünsenize, milli mücadeleyi yapiyoruz boyle.. karşıda gargamel timsali "trikopis" olsun, bizim ordu da "şakacı ismet","somurtgan fevzi","hayalci mustafa","obur refet","uykucu rauf" dan olussun.. allaskina akil var mantik var, kim kazanır? zilyon tane bölüm, şu dandini şirinleri kedisiyle beraber gargamel'e karşı zafere koşturuyorsun be arkadas.. yuh! yaziklar olsun yemin ediyorum. bunlari izledik biz..
Böyle milli mucadele yapilmaz arkadaş, böyle yenilmez emperyalist gargamel.. Ha tabi yarının nesilleri memleti namusait vaziyette bulduklarinda somurganlik yapacaklar, süslenecek, şaka yapacaklar.. böyle böyle giriorlar bilinç altına..
Salı, Mart 20, 2012
bir zamanlar tanıdığım biri
dünyanın en güzel şarkısı.. net..
arada sırada bana kazık attığın zamanları düşünüyorum
nasıl da her seferinde kendimi sorumlu hissettirmiştin
ama ben bu şekilde yaşamak istemiyorum
her söylediğin lafın altında anlamlar arayarak
vazgeçebileceğini söylemiştin
hani sadece bir zamanlar tanıdığın birisine takılıp kaldığını görmeyecektim
ama beni böyle kesip atmak zorunda değildin
hiçbir şey olmamış gibi davranmamalıydın
sanki hiç olmamışız gibi
üstelik aşkına ihtiyacım bile yok
ama bana yabancı gibi davranıyorsun
bu da zoruma gidiyor
bu kadar alçalmak zorunda değildin
arkadaşlarını gönderip plaklarını aldırdın
üstüne de numaranı değiştirdin
bütün bunlara hiç gerek yoktu
artık sadece bir zamanlar tanıdığım birisisin
Pazar, Mart 18, 2012
gezi yazısı
Cumartesi, Mart 17, 2012
gelin güvey

olur da bir gün benim tüm geçimsizliğime, çocukluğuma, annemin babamın aynı tavirlarina katlandığı gibi katlanacak kadar beni seven birisi çıkar, sonra pat diye alırsa beni diye, ve bir şekilde bu blogu da okursa, ben muhtemelen "onun" hayalindaki düğünü yapacağım için bunu söyleyemem ama bilinsin ki, ben resimdeki gibi bir damat olmak istiorum.. (cümlenin uzunluğu yüzünden özür dilerim.. şöyle özetlemek isterim.. 1. geçimsizim.. 2. annemin babama davrandığı gibi davranacak birisi ariorum 3. bana katlanacak kadar beni sevecek olan daha doğrusu 4. kizin hayalindeki düğün esas olandır 5. kendi isteklerimi gerekirse söylemem bile)
bir de aşağıdaki gibi bir silindir şapkayla olayıbitiririz..

Perşembe, Mart 15, 2012
erkeklik

13 yillik erkekligimde bazi seyler ogrendim efendiler.. yeni baslayacaklar için yardimci olmak adina siralamak isterim
1- hic bir sart altinda iki erkek ayni semsiyeyi paylasamaz
2- eger 3 pisuvar ve 2 erkek varsa ortadaki pisuvar bos birakilmalidir
3- erkekler yanniz alttaki sartlara gore aglayabilirler;
i)patronlarinin arabasina carptiklarinda
ii)mükemmel sevisen bir kadin tarafindan terkedildiklerinde
iii)tuttuklari takim avrupa sampiyonu oldugunda
iv)angelina jolie 40 santim ileride buluzunun dugmelerini actiginda
4- eger bir erkegi 24 saatten uzun süre taniyorsaniz kiz kardesi sonsuza kadar radariniz disindadir. ancak evlenebilirsiniz
5- bir erkege dogum gunu hediyeleri almak gereksizdir. fakat arkadasinizin dogumgunlerini kutlayabilirsiniz. ille hediye alacaksaniz kizlara alinmayacak (porno dvd, mac bileti, seri katiller kitabi) hediyeler almalisiniz
6- bir yol gezisinde molalari cisini en uzun tutan belirler. en kisa tutan degil
7- bir mac oldugunda skoru sorabilirsiniz. ama kimin oynadigini veyahut oyun kurallarini sormak yasaktir.
8- meyveli içkileri sadece plajda icebilirsiiz. ve sadece üstsüz bir kadin etraftayken. ve sadece güzel bir garson tarafindan servis ediliyorsa
9- 14 subat cok özel bir tarihtir. sevgiliniz varsa ona bir erkege almamaniz gereken (cicek, aksam yemegi, kolye) hediyelerden almalisiniz

11- sadece karsinizdaki ahlak disi davranislar (annenize küfür etmek gibi) sergilediginde onun bacak arasini tekmeleyebilirsiniz..
12- hapisanede olmadiginiz sürece ciplak kavga etmeyin
13- arkadaslar arkadaslarin slip mayo giymelerine izin vermezer. asla. konu kapanmistir.
14- eger bir adamin fermuari aciksa bu onun problemidir. siz hic bir sey gormediniz
15- eger bir kadin futbol sevgisi ile gelirse ona ajan muamelesi yapmaniz gerekir. ancak ofsayt hakkinda bilgisi ve gecmis maclar hakkinda bilgisi varsa ve bira icebiliyorsa araniza alabilirsiniz.
16- arkadaslarinizin yaninda kedi sevmemelisiniz. kopek sevebilirsiniz. kedi tekmeleyebilir. evet..
17- asla bir kizla bir arkadasinizin dedikodusunu yapmayin. ha ilerde sevisme ihtimaliniz varsa yapabilirsiniz
18- sevisme ihtimali için her seyi yapabilirsiniz.
19- bir erkekle konusurken asla
i)elime alabilir miyim (her hangi bir aygıt hakkında)
ii)sakın durma. devam et geliyorsun. (bira ve cipsi bir arada tasimaya calisan arkadasa)
iii)istersen ben yerine sokayim (kumandanin pilleri hakkinda)
iv)saksafon calabiliorum (müzik yetenegi hakkinda)
dememelisiniz
20- tuvalette diger bir erkekle konusamazsiniz
21- kiz arkadasinizin arabasini kullanabilirsiniz ama onun sizinkini kullanmasina izin vermeyin.
21- pembe, turuncu, acik mavi arabalar ve nisan micra, pejo 306 gibi arabalari almasaniz iyi edersiniz.
22- "yil basi icin ne almayi düsünüyorsun?" "sen benim ne istedigimi bilirsin hayatim" diyecek kadinlar ps2 sahibi olurlar.. hikayenin sonu..
23- bir erkegin baska bir erkegin yaptigi buz patenini ve erkekler cimnastik musabakalarini izlemesinin hic bir manasi yoktur.
24- eger yakin bir kiz arkadasinizla cok sarhos olup sevistiyseniz sabahinda cok fena pisman olup ne kadar kotu hissettiginiz birbirinize anlattiktan sonra bir daha sevismenizin ve fak badi olmanizin hic bir sakincasi yoktur.
25- tamir işlerini beceremiyorsaniz asla becermeye calismayin. yapmaniz yapmaya calismanizdan daha az kücük düsürücüdür.
hell yeah.. listeler yapmaya alışıyorum.. amerikan vari bir blog oluyor burası
Çarşamba, Mart 14, 2012
tribunde meşale yakmak

şampiyonluk şarkısı düşmesin dillerden
işte tam bu yüzden "şampiyonluk şarkısı düşmesin" dillerden parolasiyla defalarca aşağıdaki şarkıyı dinliyoruz..
Salı, Mart 13, 2012
davşan şeklinde makas
her neyse.. yine de benim zamanimda pahali bir ensturmandi.. herkes alip da gelemezdi okula. özellikle nedense kirmizilari ferrari muamelesi gorur, kirtasiyeden almaya gittiginizde bile mustafa amca tarafindan "niye alicaksin kirmizi tavsanli makas? senin makasin yok muydu? var diye hatirliyorum ben?" şeklinde sorguya cekilirdiniz..
ben de haspel kader bir tane edinmistim.. ki benim sinif icindeki ekonomik sinifimin yükseldigini goren musa buna katlanamadi.. "versene lan bişi kesicem" dedi.. şimdi o zamanlar birisine bişi vermek istemiyorsak yaliyorduk.. salaklik biliyorum ama yaliyorduk ulan işte.. yani piskuvi, eti piknik, hayley falan yerken tamam da yani silgi de yalanmazdi be kardesim..
velhasil bu makasi yalayayim dedim ben.. nasil ettiysem ne yaptiysam o an burnumu kestim bununla.. hayir izah da edemedim anneme "musaya vermek istemedim, yalayayim derken kestim.. burnun kaniyor dedi musa. ben de burnum kanasa bile yaladim ki makasi veremem artik dedim" diyemedim.. dedim düstüm ettim..
bugun de gecmis bahar mimozalari modundayim ya hadi bakalim allah hayra cikarsin..
Pazartesi, Mart 12, 2012
Pazar, Mart 11, 2012
mus çorap (neden muz değilse)
anasini satiim barok donemi, ne bileyim ortacagi "erkeklerin de muz corap giydiklari deli bir donemdi" olarak bilen tüm tiyatro hocalarinin sayesinde memletin okumus erkeklerinin neredeyse yüzde 20'sinin giydigi bir coraba donuyor bu muz corap.. sahsen ben de zamaninda horatio olaraktan bi corabi giymistim arkadas.. allah ve yakinlarim biliyor simdi yalan soyleyecek degilim.. sene 1994 ben "ingilizce ogrendik" konulu musamerede horatioyum.. hayir "ingilizce ogrenir ogrenmez sekspir okuyoruz" intibasi mi birakmak istedi hocalar onu da bilmiyorum ama 12 yasinda bi velete koyuyor muz corap giymek..
"ya sizi denize dogru suruklerse efendimiz?
yahut denize inen ucurumun korkunc kenarina goturur de....... corabim kacti lan! nasil kacti lan? oha annem agzima siccak... ya sikicem nasil kacti bu corap!"
hayir arkadas boyle bir zamazingo var sanki.. tiyatro hocalari gidip tarih hocalarina "mehmet bey.. acaba orta cagda nasil giyiniyorlar bunu bir arastirabilir misiniz?" diye soru soruyorlar.. mehmet beyler de direk kutuphaneye gidip tarihi anlasmalara el atiyorlar.. "mohac savasindan sonra osmanli avusturya macaristan imparatorlugu ile anlasma yapti.. bu anlasmaya gore belgrad, prag osmanliya verilecek, ve avrupanin batisindaki tüm erkekler beyaz kulotlu corap giyeceklerdi" metnini buluyordu sanki.. oyle bir total olarak gaylik akmis avrupaya o zamanda.. herkes bu zamazingolardan giymis "1550lerde beyaz kulotlu corap cok moda" diye de bultenler mi yayinlanmis anlamis degilim..

daha cok ayagin altindan baglanan uzun taytlara benzer bir sey.. sen cocuga niye kulotlu corap giydiriorsun ki arkadasim? yarin bi gün o cocuklardan yüzde 10 u ibine olsa bunun vebalini verebilecek misin (ben ipne degilim yannis olmasin.. canavar gibi delikanliyim.. heteroyum) (gerci ipnelikle yani gaylikle ilgili bir sorunum da yok.. herkes hayatini yasamakta ozgur bence.. cinsel tercihlerini falan)
ehehe bu arada fotodaki tipe bakin yahu.. lord olmus, kont olmus giydigi kiyafete bak eheheh rezil.. tevekkeli degil osmanli agziniza sicmis sizin..
Cuma, Mart 09, 2012
Pazar, Mart 04, 2012
the muppets

"hiç kimseye, hiç bir şeyi anlatmayın. çünkü anlattığınızda özlersiniz.. ve hiç bir şeyi, özlediğiniz şey kadar sevemezsiniz" diyordu "holden caulfield", "gonulçelen" kitabının bir yerlerinde..
bir grundig televizyonda, siyah beyaz izlenirdi kuklalar.. ve yanan sobanın üzerinde kavrulan kestane gibi kokardı hepsi. ve o yüzdendir ki, ne zaman bir kukla görsem, burnuma kestane kokuları gelir.. televizyonlar siyah beyazlardi ve tek kanallıydılar.. tek kanallı olmasında bir sıkıntı yoktu.. zira sonra trt2 geldiğiinde, bir çok kanalımız olduğunu ama hiç bir kumandamız olmadığını farketmemizin akabinde evin tek çocuğu olan benim "kumanda" olma sürecim başlıyordu..
ama kuklalar başladığında, tüm domuzcuk piggysiyle, kurbağa kermitiyle, yaşlı ihtiyarlarıyla başladığında, kumandalık kimliği bir koltuğa bırakılır çocuk olurdum tekrar..
2012 yasinda, hala bir çocukken, hala sevmeyi bilmeyen bi eşek sıpasıyken bir cumartesi gecesi, anlatmaktan, özlemekten korkulan bir cumartesi gecesi 2 saat boyunca kalbi ısıtan bir film olmuş bu.. her şeyiyle kusursuz, mevzusuyla, eglencesiyle, acısıyla..
ama işte insan özlüyor.. muppetlarin "jim henson" i özledikleri gibi özlüyor.. ve sakin kimseye bir şeyi anlatmayın..