Perşembe, Temmuz 21, 2011

rocky balboa : hiç bir kimse hayat kadar sert vuramaz

http://1.bp.blogspot.com/_kr8Ur6KHgKc/S91xiCZ1XlI/AAAAAAAADrU/jcOaKj83qWI/s1600/RockyBalboa.2006.dvdrip.tr.avi_005536480.jpg

bir insanın evi ne kadar güzel olsun, eğer ki tavanının üzerinde başka bir kat yoksa, veya güzel bir çatı oturmamışsa, rutubetlenir tavanlar.. taştan ve kumdan bir yapı olmadığından o rutubet özlem olarak kendini gösterir.. insan her şeyi yapar o özlemi gidermek için, yapmak ister.. o özlem ki gogsunun tam ortasına bir yere bir canavar gibi oturur, onu öldürmek, onu harap etmek için yeniden sevmeye çalışır, ya da bir şeye tutunmaya, bir çatı çekip huzur bulmaya..

rocky balboa da tüm o geçmişin hayaletlerini, rutubetini son bir kez, bu kez son olduğunu bilerek "yo adrian we did it" diyebilmek için kalbin acısından bi haber, günleri asla geçmeyecekmiş zanneden bir ufakligin karsisina cikarak yok etmeye çalışıyor..

film özünde böyle işte. tüm mevzusu, tüm anısı böyle.. ama tabi biz 80 cocuklarının kalbinde apayri bir yere sahip adam rocky'e şerefli bir veda etme firsati da taniyor stallone. onunla birlikte tüm anılarımız birlikte geçerken (mesela benim rocky3 ü ilk 89yilinda bir yaz sinemasında gicirdayan sandalyeler üzerinde babamın kokusu ve gazoz tadı ile izlemem aklıma düşmeden izleyemedim filmi) bize, o küçük çocukların, ve dahi rockynin bilmediği ama ağır bir şekilde öğrendiği şeyi anlatıyor.. çocuğuna vaaz verirken aslında biz onunla büyüyen nesile anlatıyor rocky her şeyi;

"ama sana zaten bildiğin birşeyi söylememe izin ver. dünya aydınlıktan ve gökkuşağından mükellef biryer değildir. dünya gayet zorlu ve kötü niyetli biryerdir; ne kadar sıkı olursan ol seni dizlerinin üzerine çöktürür ve izin verirsen öylece tutar. hiçkimse hayat kadar sert vuramaz: ne sen ne ben ne de birbaşkası... ama mesele ne kadar sert vurduğun değildir. mesele ne kadar sert darbe alabildiğin ve ilerlemeye devam edebildiğindir. ne kadar yüklenip ne kadar ilerleyebildiğindir. kazanmak budur. şimdi eğer neyi hakettiğini biliyorsan git ve hakettiğin şeyi al. ama darbelere razı ol, istekli ol ve hakettiğin yerde olmadığın için onu, bunu, başkasını suçlama. bunu korkaklar yapar, sen değil. sen bunu yapmayacak kadar iyisin..."