
küçükten beri sanırım hayatta en korktuğum şey geride kalmak. insanların gitmelerinin beşinden bakakalmak. ve özlemek işte nihayetinde. hem de hastalıklı bir şekilde. mesela, pazar sabahları babamın aldığı boyozlari yerken, kahvalti masasinda bir yandan hürriyet'in pazar ekindeki oğuz aral'in huysuz ihtiyar yazılarını okurdum. her satırını atlamadan. gülerdim, hislenirdim, sasirirdim, garipserdim, özenirdim ama illa ki okurdum.. sonrasinda oğuz aral bir gün umarsizca ölü verdi.. şimdi inanin her pazar ama her pazar özlüyorum oğuz aralı. bir kere bile görmemişim, bir kere bile duymamışım, hatta ölene kadar türk mizahi için ne kadar önemli biri olduğunu bile bilmemişim ama özlüyorum işte.. hastalıklı bir şey bu biliyorum.
yani gitmek önemli degil bende sanirim. gittigimde özlemiyorum kimseleri (öldügümde de özlemiycem muhtemelen) ama geride kalmak beni harap ediyor.
şimdi kendim hakkında tüm bu bildiklerimin üzerine gidecek birisine sariliyorum. mutlu oluyorum, deliriyorum. ama işte gidecek. bile bile lades terimi buna denir sanirim. ama sanırım büyük adam olmak da bu. bir şeyler olacak diye tüm isteklerini ertelemedigin zaman büyüyorsun. yani düşünsenize 60 yaşında olsaniz bir şeyleri erteler misiniz? bir şeyler sona erecek diye vazgecer misiniz? hali hazirda bir çok derdiniz varken (pasta yiyemiyorken mesela 60 yaşında) birisini sirf gidecek diye sevmemeye calismak ahmaklik olur sanırım.
velhasil konuyla ilgili olarak devamli aklima orhan veli'nin ave maria'si geliyor: (eşlik etsin notredame de paris in "ave maria paien" ine.. orada aşık olmuştu rahip esmeraldaya, dua eden bir kadin oldugu icin ve öylesine güzel oldugu icin bu sarkiyi duydugunda.. )
neden içimize doldu vehim?
ah ümit, ümit yollar boyunca
düşünmez miydi akşam olunca
hacer'in kollarında ibrahim
ve gemisinde kleopatra?
neden yine kaynaştı havalar?
saadet mi getiriyor rüzgar
dolarak erguvan atlaslara?
elimize değen kimin eli?
kimdir bu muammalarla gelen?
o mu helezonlara yükselen,
saba ellerinin en güzeli?
sesler mi çözülüyor derinde,
nedir durup dinlediklerimiz,
şarkı mı söylüyor semiramis
babil'in asma bahçelerinde?
yine de mutluyum ben mina koyiim..

4 yorum:
şarkı güzelmiş..
geride kalan anıları özlemle hatırlar giden ise sadece geçmişteki güzel anılar olarak :> gitmek herzaman daha iyidir ;>
allahım bu kadar güzel yazmak zorunda mısın? her yazın eksiksiz hepsi birbirinden güzel.izlemediğim tarihlerdekileri de geri dönüp dönüp okuyorum...
ben de en çok bayramlarda özlem duyuyorum. bayramdan bayrama ellerini öptüğüm insanları özlüyorum, ellerini özlüyorum, yüzlerini özlüyorum. böylece her bayramda eski bayramları özlüyorum.
Gitmek sandığın kadar kolay değil aslında. Bir kere gittim ben uzaklara, yakında tekrar gideceğim. 2005 yılında gittiğim zaman tek isteğim Türkiye'ye geri dönmekti. Biliyorum ki şimdiki gidişimde de geri gelmek isteyeceğim.
Ne kalan olmak hoş oluyor ne de giden olmak sanırım. Sanılıyor ki giden çok mutlu, yeni yeni insanlar yeni yeni hayatlar yaşıyor. Ama gidenin aklında hep kalan oluyor. Kalanın da dışında bir de bıraktığı hayat oluyor. Değer miydi diye sorguluyor her seferinde?
Benim kaderim giden olmak her zaman, belki bir gün geride kalan olursam anlarım bahsettiğin duyguyu.
Yorum Gönder