opera ve bale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
opera ve bale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Ekim 25, 2009

Simon Boccanegra

http://www.operacollectors.com/catalog/Simon%20Boccanegra%20WP%20prog-libretto%201881%20Cover_W.jpg


guiseppe verdi 1857'de bir opera yazar. adini da kolayciliga kacarak, bas karakterin ismi koyar.. hop temsilini yaparlar hemen. o zamanlar verdi artik tanınmış bir adamdir, ne yazsa gitmekte, kazandigi parayi da meyhanelerde, barlarda diskolarda kariyla kizla yemektedir verdi..

fakat bu simon boccanegra tutmaz. hic sevilmez. tiksinir insanlar "bir daha verdi mi tovbe, allahim ömrümden ömür calindi, zaten tifodan olmeden ancak 40 sene yasiyoruz" diyen italyanlari duyan verdi "yandim allah" diyerek, baska bir adama gider.. biraz ceki düzen verdilerse de operaya, mihrap hala yerindedir ve hala anlasilmaz, hala sıkıcı, hala klişeler yüklüdür..

kisaca özetlemek gerekirse oyun cenova'da tam olarak tarih vermek gerekirse 1300 gibi gecmektedir... simon boccanegra bir korsandir (othello misali.. zaten negra arap demektir) nasil ve neden oldugu oyunda soylenmemekle birlikte paolo denen bir arkadas simon'u dükaliga onerir. demokratik bir rejim cenevizlilerde uygulandigindan halk simon'u ufak bir gazla sececektir. fakat simon kabul etmez bu teklifi "yok agam, yok beyim" der.. ama paolo cakaldir "eger kabul edersen, yasak ilişkin maria ile seni birlestiririm. hani babasinin sana vermedigi, senden bir piç dogurunca zindana kapadigi kiz maria vardi ya o" der.. simon da kabul eder..

gel gelelim maria rutubetli bir yere kapatildigindan (ne babalar var işte gorun) ölüverir zindanda. simon duka olduktan sonra ogrenir bu hadiseyi. tamam der kayinbabasina, dusmanlik olmasin. kayinbabasi "senin yüzünden öldü evladim" der baska bir şey demez "ancaaak" der "piçini bana verirsen, torunumu yani onu yetistiririm bi dedenin sevkatiyle" şimdi burasi biraz daha sikko "senin torunu kaybettik biz, pisa da bir kadina vermiştim baksin diye, ölmüş o kadin" der bi de utanmadan simon.. şahsen ben ilk izledigimde "yalan söylüyor hergele" demiştim içimden. yalan degilmiş..



sonra 2. perde olur, ve 25 sene geciverir birden. verdi bu gecen 25 seneyi, sakaklara atilan pudra ile anlatir ancak. kimse bi halt anlamaz.. ikinci sahnede amelia diye bir kiz cikar, adorno diye bir adamin asigidir.. of gercekten cok sıkıcı ve dandini bir mevzusu var. meerse amelia, simon'un kiziymiş, sonra simon'u paolo zehirler, (nedense?) paolo isyancilarla birlikte olmaktan boynu vurulur (niye? nasil bi motivasyonla bilinmez), simon da zehiri ictikden 1 perde sonra ölebilir ancak, ve sonsuza kadar ölü yaşar.. adorno da yeni kral olur..

oyunun en sahane yanlari, bence sahnenin disindan, mümkünse antreden gelen halk sesleridir.. özellikle maria öldügü an tüylerim diken diken oldu benim. ama dedigim gibi mevzu inanilmaz sikko, sekspirin tragedyalarindan esinlenmiş gibi ama olmamis olamamis.. tüm oyun boyunca italyanlarin neden siyasi bütünlüklerini geç sagladiklarini ve sonra da "aman onu kolonizeleştiremedim bunu şey edemedim" diyip dünya savasina meylettiklerini görmüş oluyorsunuz. oto boka macera yasamis italyan soylulari..



verdi yasasaydi tavsiyem şu olurdu zaten: "abi her perde icin ayni konular yaz, ana bi konu etrafinda olsunlar yine. csi lar gibi.. millet perde aralarinda kaciyor cünkü!"

izmir devlet opera ve balesi'nin 24 ekim cumartesi günü sergiledigi temsile deginelim biraz; orkestra sefligini "hans joachim gallus" yapiyor ki gormedigi koroya bile etki edebilecek şekilde bir karizmaya ve yetenege sahip olmali kendisi.. orkestrasyonu acaip basarili buldugumu belirtmeliyim..

simon boccanegra rolunde "eralp kıyıcı" çok hoş bir oyun sergiledi. kostumundeki bling blingleri acaip sevsem de bir noktada agzinda salyalarini tutamamasi bana i am sam filmindeki sean penn rolunu hatirlatti.. yine de enfesti.. simon'un karsisinda maria'nin babasi, amelia'nin dedesi, simon'un kayin pederi rolunde ispanyol tenor lorenzo mock arranz bir kaç sahnede kilosunun vermiş oldugu bel agrilarini hissettirse de yine tenor tenordur abi. bugun ülkemizde kac tenor var? sahip cikmaliyiz ispanyol olsa da..

bir tek amelia rolundeki ayşe tek'i ben abarti buldum. yani belli ki "anasinin babasinin gözünde güzel" kontejyanini yiyen bir arkadasimiz bu oyun geregi.. oyle "ben herkeslerden güzelim, duru halim bile bulent ersoy'un makyajli haline basar" bakislariyla oyun oynamalar, adornoya kas goz yapmalar, yapmacik yapmacik tavirlar! havan kime amelia! hayir bir de gereksiz yerlerde erkek işine mudahale "aman babacim, yapma babacigim!" yakismadi. o kadar diyeyim ben..

kostumler, ışık, dekorlar devlet operasindan beklenildigi gibi kusursuzdular yine.. muhtesem işler yapiyorlar bu dekorcular. ülkedeki herkes isikcilar, dekorcular, makyajcilar, kostumculer gibi işlerini iyi yapsa gayri safi milli hasilamiz 5 senede almanyayi gecerdi.. na buraya yaziyorum..

onun disinda alt yazilar pek senkronize degildi.. sanki axxo alt yazilar bulunmus ama oyun fxm cikinca olmamis gibi.. onun düzeltilmesini istiyorum ben.. zira günümüzde kac kisi bagira bagira konusulan bir italyancayi anliyor ki?


velhasil bunca özveriye, bunca güzel sahnelenmeye ragmen, über dandik bir opera olan simon boccanegra izmir halkini baydi arkadas.. 500 kisi temsilin basinda izleyici olarak yerlerini almis olsa da, ara sonrasinda bu sayi 250 ye düstü, biterken de 150si yanindaki tarafindan "uyuma allahin cezasi" diyerek dürtüldü..

bir sonraki temsili yine de izlemek isterseniz carsamba günü gidebilirsiniz..

Pazar, Ekim 18, 2009

Otello: Arap olmayan baletin intikamı!


Loading image ...
bu opera ile bale ile ilgilenen, bunu çok süper mükemmel bir şey olarak gören insanlarin kendim dahil manyak olduğunu düşünüyorum. ben opera salonlarinda bir insan tanimadim ki akli melekeleri yerinde olsun. hatta mesela kızılay kan merkezlerinde kan vermeden önce sorarlar ya "son 3 ayda garip işler yaptiniz mi?" "buraya yazdiginiz her şeyi sizin vicdan azabi cekmeniz için yaziyoruz, o yüzden 2 hafta içinde esrar icip icmeyeceginizi soyleyeceksiniz bize" gibi sorularin yanında "opera'ya ayda bir gider misiniz?" sorusunu da barindirir evet diyenlerin kanını almam..

tüm bunları söylüyorum ama haftada bir operaya olmadi baleye giden bir adam olarak bu sene de sezonu açtığımı bunu da "otello" adlı bale ile yaptigimi itiraf etmeliyim. öncelikle yanımda oturan toplam yaşlari 250 olan teyzelerin omzumu okşayarak "afferin cocugum genc yasta operaya geliyorsun" demelerini tasvip etmedigimi bildirmek istiyorum. blogumu okuyan ve dün operaya giden ninesi olan insanlar varsa lütfen bir süre konusmasinlar.
http://www.webeeo.com/resimler/makale_resimleri/000/028/28642/izmir-o.jpg
oyun, şekspir'in bir tragedyasi. okumayanlariniz varsa gitsinler okusunlar yazinin devamini okumadan önce (oh bebek) yoksa ben özet geçececegim. bir arap var, nami diğer otello. bu üstün bir savaşçı, belli bir yaşina kadar savaştığı mekanlarda taş gördü mü deviren, baş gördü mü kesen bir adam olmuş. sonrasinda gidip venedikli bir kadına sevdalanmiş. tam hasiple nasip gibi hayalar cekip gerdeğe girecekken, bizim osmanlı "hadi kıprusu alalum leventler" diyip akin düzenlemeye karar verince bizim otello da kibris'a gitmiş..


http://www.artilya.com/files/image/otello-balesi-314x164.jpg



tabi desdemona cabbar kadin. "bakkala gidip gazete alacagim babacigim" diyip kibris'a kaçıyor.otello'nun yanına.. desdemona'da melek gibi bir kadin. direk zaten otello'nun subaylari iago ve cassio desdemona'nayi"yenge de erik gibiymiş " diyerek değerlendiriyorlar.. bu casio ve iago ikisi subay olsa da iago biraz celimsiz, casio ise acaip yakisikli. allem ediyor kallem ediyor iago cassio ile desdemona'nin birbirleriyle aşne fişne, bunu da cassio'nun cebinden cikan desdemona'nin mendilini otello'ya göstererek beyan ediyor.. ama yok tabi öyle bir şey. iago mendili çalıyor, cassio'nun cebine sokuyor falan. yani oyunun esas hadisesi "iago" denen hergele.. otello namus davasına gidiyor desdemona'yi öldürüyor.. öyle olunca mutsuz oluyor tabi. sonra iago "şakaaaa" diyip çıkınca bir gerginlik olsa da sonrasini anlatmayayim ben..

velhasil bu bir tiyatro oyunu, bunu bale yapinca iş çığrından çıkıyor. balet ve balerin arkadaslar yanlis anlamasinlar ama nihayetinde maksimum 25 hareket var balede. kuğu gölü gibi trişka bi mevzuyu bale ile anlatabiliyorsun ama, şekspirin otellosu gibi komplike bir hadiseyi bale ile anlatmak cidden bir deha istiyor, ve bu dehayi ne yazik ki tanri bizim ülkemize bahşetmemiş.. bale ile vucut dili ile şekspir oynamak tv'de gezelim görelim programinda "isparta'nin her yeri gül kokuyor" demekle eş değer neredeyse. evet çok güzel olmuş oyun, ama imkanlar sınırlı. nihayetinde şekspir'i şekspir yapan dialoglari.. yani nasil diyeyim, dünyanin en mükemmel balerini gelse vucut diliyle şunu diyebilir mi ki:

"opmustum seni oldurmeden once,oyle olacak yine...olduruyorum kendimi can vermek icin opusunde"


bununla birlikte sahne dizayni, kostümler mükemmeldi. tüm oyun boyunca çok az kadın iç çamaşırı gördük ki bence bir bale'nin en önemli noktası bu. ben oraya don görmek için otursam, revü'ye giderim baleye değil zira.. arap bir otello bulamamalari, eğer ki izdob'un kadrosunda "samuel jackson" yoksa kolay degil. ama allaskina yahu, sayın "kıvanç ekin" tüm bir yaz varken önünde, insan biraz esmerleşir. en azindan fedon gibi olabilir yahu! bembeyaz bir arkadaştı otello'yu oynayan.. (hoş balerin arkadaşın dediği gibi tek temsil bu değil kıvanç beyin oynadığı, yüzüne gözüne ayakkabi boyasi misali bir şeyler sürsen olmaz, zira hem arap baci moduna girer, hem de inanilmaz terliyorlar.. teknik imkansizlik diyelim işte. her tiyatronun otello için bir siyahi arkadaşa ihtiyacı var ama..) desdemona ise tam aksine bence desdemona'dan bile güzeldi. sahsen benim hayal ettigim desdemona biraz daha tombuldu mesela. ama sanırım bale oldugundan, baskül ailesinden bir üyeye bale yaptiramayacaklarindan desdemona böyle citi piti bir kiz oldu. çok da güzel olmuş velhasil, son sahneden önce sadece işitme engelliler dili ile durumu anlattigi anlar acaip dramatikti, gözlerim dolacakti yanimdaki benim omzumu seven teyze olmasaydi. sarilir aglama der diye korktum..
http://www.gundemgazetesi.net/images/news/4854.jpg
oyunun sonundaki portatif küvet, dekorun içbükey yapisi falan enfesti. ama dediğim gibi baleyle, hele aradaki iki satir konusmayla olmamış bu iş. ki oyun sonunda "valla hiç bir şey anlamadim" diyen insanlardan da bu anlaşılabiliyordu.. ben mevzuyu bilmesem ben de anlamazdim nihayetinde. zira bir takim insanlar çilgin danslar yapiyor, bati yakasinin hikayesindeki gibi birbirlerini iktirerek dans ediyor onun da "aslen dövüş" olduguna inanmamizi bekliyorlardi.. mesela mendil'in otello'ya gösterilmesi sahnesi pek vurgulu değildi, ya da mesela iago ile desdemona'nın yaveri "emilia"'nin aslında karı koca olmasi anlatilamamıştı. sanki iago gelip mendili zorla caliyormus gibi gösterildi. oysa benim hatirladigim, emilia kocasina istemeyerek de olsa veriyordu o mendili..

yine de iago'yu oynayan Timur Varlıklı veya Sertan Yetkinoğlu (kimin cumartesi matinede oynadigini bilmiyorum. biliyorsaniz söyleyin lütfen zira ben bulamadim) kesinlikle mükemmeldi. Adam bale de yapsa mimiklerine kadar oynadi. gerçi bi ara bianca ile takilirken adile naşit'i düşünmek zorunda kaldi ama olur o kadar.. sarışın ve adının ne olduğunu bulamadiğim emilia'nin da en yetenekli dansçı olduğunu söylemem gerek..

benim eleştirel yorumum 6.3/10 bu oyuna.. ama gidin izleyin izmirdeyseniz. öyle çok bir para degil (tam 15, öğrenci 7.5 pazarlikla 5)