nasil ki sade makarnayi sevmeyiz biz, 22 kişinin bir top peşinde koştuğu oyunu da hiç sevmedik.. futbolun sadece futbol olduğu anları sevmediğimiz için bugun messi'den daha çok heyecanlandırıyor, balıkesirspor'un üçüncü ligdeki takımını desteklemeye gelen 20bin taraftar.. ve bazen dünyada hiç bir alegori futbol üzerinden yapılanlar kadar isabetli olmuyor.. ve kalplerdeki aciyi, soylenmeyen turkulerin sesini, okunmamis siirlerin fikrini hic bir zaman asindiramiyor..
Çarşamba, Mart 14, 2012
tribunde meşale yakmak
nasil ki sade makarnayi sevmeyiz biz, 22 kişinin bir top peşinde koştuğu oyunu da hiç sevmedik.. futbolun sadece futbol olduğu anları sevmediğimiz için bugun messi'den daha çok heyecanlandırıyor, balıkesirspor'un üçüncü ligdeki takımını desteklemeye gelen 20bin taraftar.. ve bazen dünyada hiç bir alegori futbol üzerinden yapılanlar kadar isabetli olmuyor.. ve kalplerdeki aciyi, soylenmeyen turkulerin sesini, okunmamis siirlerin fikrini hic bir zaman asindiramiyor..
Salı, Şubat 03, 2009
Futboll yazıları
çekirdeçi tayfa.. çekirdekçi tayfa.. peynirde kalitenin adı... çekirdekçi tayfa...
Cumartesi, Ocak 24, 2009
24 ocak 2009 sivasspor galatasaray maçı
memlekette iyi insanların sırf düşünceleri yüzünden öldürülebildiklerini bir kez daha gördüğümüz tarihin üzerinden 16 sene geçmişken, cumhuriyet döneminin en iğrenç olaylarindan birisinin yaşandığı sivas'ta, zemheri soğuğunda belki de hayattaki son üniversite finallerinin eteğinde oynanan, sivasspor'un 2 gol atıp gol yemediği için galip geldiği musabakadir bu maç..
ergenekon davasındaki insanları birbiri ile ilişkilendirebilirlerse, haydi haydi lost'un mevzuyu toparlarlar diye düşündüğümüz bir soğuk kış gününde, galatasaray sivas'a 17 oyuncu ile gitme karari aliyordu. "lincoln bu maçta oynarsa ölür" gibi afaki laflar hafta içinde gazetelerden okunuyor, meirasiz, emre güngörsüz bir savunma göbeği mehmet yildiz'in ağzını sulandiriyordu. galatasaray kulup otobüsün'de ağızları bıçak açmıyordu. sivas'ın ağır ve soğuk havasını göze alirsak maçı şu şekilde anlatabiliriz aslinda:
"yunus yildirim elindeki düdüğü musabaka'nın başlaması için üflerken mitya* sigarasindan ilk nefesi çekiyordu. "çetin geçecek, tek forveti ikinci yarıda ikilemesi gerek" dedi yanındaki sivasli dostu hasan ali. ah hasan ali. 4 sene evvel karısını yine böyle bir kış günü kaybeden o değil miydi? ama şimdi hayat bir futbol maçı izleyip eğlenmesine imkan veriyordu..
ilk dakikalar sakin geçiyordu. iki takim da birbirini tartmak isteyen votka içiciler gibiydi. ilk kimin başı dönerse o kaybedecek gibiydi.
hakkında pek çok öykü anlatilan "arda turan" ı duymussunuzdur. onun kendisini "ali sami yen'de doğdum burada öleceğim" şeklinde nitelendirdiğini bilirsiniz. işte o canını dişine takarak oynuyordu. boris mitya'ya dönüp "saha öyle berbat ki sanki sivas üniversitesi mimarlik fakültesi öğrencilerinin topografya ödevleri ile kaplanmis" diyerek bir espri yapmaya çalışmıştı. mitya bu barbar espri karşısında sessiz kaldı. sigarasından bir nefes cekmekle yetindi. st petesbourgda da bu kadar hayvandi bu boris. zaten boris ismindeki birisinden james bond tarzi sarkastik espriler beklemenin manasi da yoktu.
sivas takimi ilk dakikalarda ürkek oynuyordu. oyuncular buzlu sahada sarhoş ördekler gibi kayarken, bilica topu ıskalıyor, baroş topu önünde buluyor çektiği şut direkten dönerken, yan hakem "ofsayt" diye bağırıyordu. kale arkasindan alayci bir gülüş duyuldu. bu ivan naroumoff'un ta kendisiydi. İvan bir keresinde orleans düküne yüklüce para kaybetmişti kumarda ama yine de iddaa oynamayı bırakamiyordu.
galatasaray defansi da sivas defansi da bu pozisyon dışında falso vermezken, top arda'nın oynadigi taraftaki su birikintisini çok seviyordu.. kaleci petkoviç'in lise günleri aklina gelmişti. "arkadaslar topu suda oynamayin ya, sonra üstüm çamur oluyor öyle dolaniyorum" diye bağırırdı. ah gençlik. çabucak geçmesini isterken, geçtiğinde mutsuz olunan bir şey..
ilk yarı biterken mitya'nin yanına bir adam yaklasiyordu. "bonjour mossieur. size izninizle bir şey sormak istiyorum" şeklinde konuşuyordu "nedir o dostum" diye sorarken mitya, karsisindaki adamin gözlerindeki ışığı dakkasinda görmüştü "sivas sizce sampiyon olur mu?" diye sorusunu beklemeden sormuştu adam. "kendi arzularima kulak veriyor olsaydim, burada bir saniye durmazdim. "tabii ki olacak dostum. lenin adına olacak" derdim. ama içimde bir galatasaray sevgisi var. en azindan bu maçta olmasını istemiyorum. ikinci yarıda tek forvette olsa koyacağız size" diye durumu açıkladı mitya.. genç adam teşekkür ederek uzaklasti..
bizim sivas kışları pek sık rastlanacak şekilde don ile yaşanır. işte galatasaray bu don'a alışık değildi. sivasspor ikinci yarıda balalaykayi eline almış döktürüyordu. sanki bir kırım şarkısı söyleniyordu sahada.. zaten bilica'dan sonra ikinci vin diesel tipli adamlari olan balili'yi de oyuna sokmuştu sivas. ve sonrasinda ücüncü vin diesel, sezer de oyuna girecekti..
daha ikinci yarının başında sivas abdurrahman ile golü buluyordu. ve hemen on beş dakika sonra vin diesel ikinci golu sezer ile buluyordu. 10 kişi kalan galatasaray'in nefesi kesilmisti. arda her yerde oynuyor, mehmet topal ayağından topu çıkartamıyor, emre 1 metreden arkasinda mehmet yildiz varken kaleciye topu geri vermeye calisiyor, mehmet yildiz araya girip topa vuruyor ama gole direk izin vermiyordu..
"aman tanrim boris, bu sivas delirmiş olmali. baksana sampiyonluğa sanki gregori ivanovic mouromski aşkı ile bağlılar. o da ingilizlere karşı böyle savaşmamış mıydı? bilmiyorum boris. bence bu sivas böyle oynarsa bu maçın rövanşında şampiyonluk madalyasi ile oynar"
sözü geri alirsak, galatasaray bir deplasman maçından daha puansiz dönüyordu. yunus yildirim'in alenen sivas'in yanında olmasi neticesinde (ki sezer'in emreyi tokatlaması pozisyonunda kuru bir sari kart cikartmasi baska neyin aciklamasi olabilir ki?) ve galatasarayli oyuncularin soğuk havadaki kapasitesi neticesinde olay bu şekilde şekilleniyordu.. artik hafta içinde bordoyu bordo'da yenip, şarabi da çekmek gerek..
ç.n.: fotograflar hürriyet ve milliyet gazetelerinin internet sitelerinden..
*: mitya tıpkı fatma'nın fatoş olmasi gibi, ibrahim'in ibo olmasi gibi dmitri'nin kısaltılmış halidir. hell yeah
Perşembe, Ocak 22, 2009
22 nisan 1993 sivasspor milan maci
mükemmel bir carsamba gününde sivas 4 eylül stadinda gerceklesen bu maca deli gibi heyecanla gitmistik.. babam ve amcam ile kale arkasinda yerimizi aldigimizda maca daha 5 saat vardi ve heyecan icindeydik.. mactan evvel cesitli araliklarlar "sivasin yollarina cikayim daglarina" soyleyen taraftarlar mactan 2 saat evvel once stad hoporlorlerinden yapilan "eak47 85 plakali aracin soforu, lütfen park yerine" anansu ile irkilmisti.. bu arac milanli taraftarlari stada getiren aracti.. sonrasinda italyanca yapilan anonsta yigidolar soforun isminin "luici dominico" oldugunu ogrenmis hep bir agizdan "sikilmis luici" die bagirmaya baslamislardi.. bunu duyan italyanlar, galyana gelerek "sivas anani luici mi sikti" diye bagirmis bir sekilde halk bu garip olaya anlam veremeyerek saskina donmustu..
bu saskinlik icerisinde takimlar sahaya ciktilar.. sivassporda takimi tura tasiyan bombaimha sefket in olmamasi yigidolari uzse de turdan umutluyduk..
ilk yari 0-0 bitmis bizim umudumuz daha da artmisti.. fakat 54 üncü dakikada donadoninin soldan actigi ortaya marco simone balina bir kafa vuruyor ve milan 1 sifir one geciyordu.. o dakikadan sonra ozellikle demetrio albertini nin cami tarafindaki kale arkasina yaptigi "nasil taktik ama" hareketinden sonra tribunler hirsla dolmustu.. her bir atakta yeri gogu yikiyorduk, sagli sollu milan kalesini dovuyorduk ama gol gelmiyordu..
boban oyundan cikip yerine alessandro orlando girer girmez ortadan gelisen bir atakta matkap sadriyi surkulese eden orlando, kaleci yusufu da gecip topu aglara birakiyordu..
tribunlerde ofke olusmaliydi ama, üzüntüden aglayan matkap sadrinin sesi alenen tribunlere kadar geliyor icimiz daglaniyordu.. mac 0-2 biterken sivasspor un final hayali de bir sonraki seneye kaliyordu.
Cumartesi, Ocak 17, 2009
17 ocak 2008 altay ankaraspor maçı
Soğuk bir izmir gününde, altay alsancak stadında oynanan, ve öyle veya böyle ankara panterlerinin altay'i 3-2 yendikleri musabakadir.
türkiye kupasının dandik statüsü gereği 5 takımın yarıştığı grupta son maçlara girerken hadise garip bir şekle bürünmüş, bu maçın her farklı neticesi bambaşka takımları çeyrek finale çıkarır hale gelmişti. altay kazansa altay, ankaraspor kazansa ankaraspor, berabere kalsalar newcastle united çeyrek finale çıkacaktı.. hadise başlı başına garipken klup bilet fiyatlarini acaip şekillere sokuyordu.. hafta içinde açık tribun bileti 5 tl olarak açıklanmış, çarşamba gibi 7 tl'yi bir ara denemiş, ama 7.37 pisikolojik sınırını geçememişti.. maç günü açık tribun biletleri 1 tl iken, çiğdem 50 kuruş'a satılıyordu..
izmir güzeldi, tatlı bir soğuk vardı. ama maçın sonuna doğru o soğuyun inceden inceye içeriye işleyen bir zemheri soğuğu olduğunu farkedecektik.. altay maça siyah formasiyla, ankaraspor da maça beyaz mavi formasi ile çıkıyordu. maçtan önce feyyaz aykut'a "siz böyle güçlü oldunuz de nigris'i bize verin" diye takılıyor, aykut'un manidar gülüşü feyyaz'in "ciddiyim" lafı ile bölünüyordu. maç başlamadan soğuk bir hava esmişti.
dakikalar 2 (iki) yi gösterirken şehmuz sol kanattan klup binasi tarafindaki kaleye doğru girerken kendini yerde buldu.. kalktığında tiago çoktan golunu atmiş, 3 tane de takla atmıştı üstüne.. tribunler "bitirsene hakem" diye bağırırken 15. dakika olmuştu bile.. bir serbest vuruş organizasyonunda ankaraspor özer ile golu buluyordu.. çok geçmiyordu ki sağ kanatta erdi, kaleci gökhan'ın bırak diye bağırmasına aldırmıyor, hatta gidip gökhan'ın tuttuğu topu ortaya çıkartıyordu. top ortada boş boş gezerken, sahsen ben "ya of abi böyle gol olmaz" diyerek topu taça atabilecekken, elin ankaralısı uğur acımıyordu.. 2-1 olmuştu. golden sonra gökhan erdi'ye galiz laflar söylüyor, erdi "terbiyesizlik yapma bana!" diye çıkışıyor, gökhan da "tamam abi, sen haklısın hep sen haklisin anasini satiim" diyerek ortamı yumuşatıyordu..
(altaylı oyuncular şehmuz'un golünden sonra mehmet'in donunu indirmeye çalıştılar ama genç oyuncu bunu engelledi)ama altay istekliydi ve büyüktü.. sağdan yükleniyor, içeriye doğru bir orta çakılıyor, şehmuz alenen apollon gibi gökten inerek çakıyordu kafayi. maç 2-2 olmuştu ve altay hakket istekliydi. tiago sağdan iniyor, ortadaki boş canı görmüyordu ve altay öne geçme şansını yitiriyordu. hakem cüneyt çakır ilk yarının son düdüğünü çalarken tuvaletlerde yaşanacaklardan habersizdi (stephan king ekolu)
yaklaşık 1500 kadar taraftar tuvaletlere yığılmış, işeyen kişilere piskolojik baskı kuruyorlardı.. düşünün pisuarda işemeye çalışıyorsunuz arkanızda 1000 kişi, ve yarısı çüklerini çıkarmışlar işemeye hazır duruyorlar.. aman tanrım..
her neyse bu travmatik olaydan sonra ikinci yarı başlıyordu. başlar başlamaz da şehmuz'un bir hatasi ile konate topla buluşuyor, gökhan ile karşı karşıya gelmek için canla başla topu iktiriyordu. altaylı oyuncular musabakayi coktan birakmiş "ofsayt hoca" diye bağırmaya girişmişlerdi. esmer golcu kanote açımıyor skoru 3-2 yapıyordu..
altay takımı komple yükleniyordu ankaraspor kalesine ama gol bir türlü gelmiyordu. şehmuzun ve can'ın kafaları direklerden dönüyor, altay'ın attığı bir gol "ittirdi! ben gördüm ittirdi" diyen cüneyt çakır tarafından yeniliyordu..
velhasıl oyuna can'ın yerine giren burak'da etkisiz kalinca, altay sahadan 3-2 yenik ayrılıyordu.. 79-80 sezonunun tekrarlanması bir sonraki sezona kalıyordu.. altay çok çabalamış, çok savaşmıştı ama kendi takımının beceriksiz defansına engel olamamıştı..
Cuma, Ocak 09, 2009
Kafaları karıştı

Trabzonspor’un Yusuf’a karşılık Bursaspor’a vermek istediği Ergin Keleş ve Adnan Güngör’ün kafası gerçekleşmeyen transferden sonra karıştı.milliyet.com.tr 9,1,2009
Kafa karışıklığı nedeniye sezonu kapasalar, gülerim...
Perşembe, Ocak 08, 2009
8 ocak 2009 Altay Galatasaray Maçı
Maçtan evvel izmir gayet ortalama sıcaklıkta bir güne uyanıyordu. "ulan ne zamandır banyo yapamadim" diyen güneş enerjisi sahipleri banyolara akıyor, öyle şirin bir akdeniz kasabasi edasinda "heyoo" diye dolaniyorduk.. bizim hikayemiz bu şekil zaten. kar yağdığında da kafalarımızı yukari kaldirip etrafta koşariz mesela.. galatasaray takimi her zamanki gibi gelip hilton otelindeki suitlerine yerlesiyor, sevgi yolunda esofmanlar ile bir tur atilip, cumhuriyet meydaninin oradan denize bakiliyordu.. "karsi taraf mı karsiyaka simdi" seklinde soru soran ferdi'ye eski göztepeli servet "evet abi, göztepe de öteki taraf bak" diyerek igrenc bir geyik muhabbeti ile cevap veriyordu..
Ataturk stadı saat 5 civarinda dolmaya baslamisti. Mersinli tarafindaki kale arkasina ki izmir'i bilenler için soylemek gerekirse, o mersinli tarafı sezen aksu'nun dogum yeridir, altaylıların bir kısmı oturuyor, kapali ikiye bölünüyor, açık ise komple galatasaray taraftarlarina veriliyordu.. pankartlar yavas yavas asilirken sirf bu mac icin bir kücük esnaf'in "altay'a basarilar dilerim" seklinde pankart yazdirdigi gözlerden kacmiyordu..
hava kararmis, gürçeşme tarafindaki akp kömürleri yakilip, stadin üstüne bir kurşini hava vermeye baslamisken, saat tam 8'de, berberi tarafindan "abi sunu sürsek sac cikar ha burada" diye kandirilan hakem macı baslatma karari aldi.. daha maçın başıydı ki, yasin sağdan çok şahane bindirdi.. kaleye paralel bir top çıkartırsa "al da at" demesi yetecekti. ama ne doğru düzgün bir orta çıkartabildi, ne de topla buluşan ali topa vurabildi..
altay'ın kalibresi belliydi belli olmasina ama süper bir taktikle oynuyordu. sezon başından beri giderin kralını yaptığımız feyyaz galatasaray'i iyi bellemiş, tiago ve şehmuz ile kontralardan gol arar olmuştu. galatasaray saraylarda boyanmış kramponları ile saldırıyordu. izmirli çocuklar ise, atalarının saray atlarına karaburun'da dayanması gibi dayanıyordu. o zaman seyh bedrettin'in cocukları simdi siyah beyaz forma'nın altındaydılar sanki..
30. dakika gibiydi çok sahane bir orta geldi sağ taraftan.. ve sehmuz, van damme filmlerinden gördüğü bir hareketi reel hayata geçirerek, hayatinda atip atabilecegi en güzel golu galatasaray ağlarına gönderiyordu.. o hareketi topa yapmak yerine bir adama yapsaydı "her halde annesini, bacısını, karısını öldüren adamdan intikam alıyor" diyebilirdim cekinmeden..
bundan sonra galatasaray bastırıyordu.. o siyah beyaz cocuklar panterler gibi direniyordu. baroş vuruyordu direkten donuyordu, arda ortalıyordu, sabri çakıyordu, gökhan çıkartıyordu icabında ama girmiyordu top.. galatasaray takımı taraftarı arkasına almıştı saldırdıkça saldırıyordu ama ilk yarıyı bitiren gong calindiginda altay soyunma odalarına 1-0 önde giriyordu..
devre arasinda dünyanin en soğuk stadında caylar icilmeye calisiyordu. dünyanin bütün rüzgarlari ataturk stadının açık antrelerine dolusmus insanlarin ellerini buzustururken, takimlar bir sekilde ikinci yariya cikma karari aldilar. tam o sirada eline aldigi dürbün ile macin izlenebildigini iddaa eden gültepeli engin ensesine babasindan tokadi yiyordu.. zira pencere acilinca eve soguk giriyordu!
her neyse ikinci yari ilk yarinin sonlari gibi baslamisti ki, altay daha basarili bir kapanma uygulamaya karar verdi. galatasaray'a pozisyon verilmiyordu ve dakikalar gectikce geciyordu.. dakikalar geciyor, istanbullu beyler simardikca simariyordu. hakeme efelenmeler, delirmeler, türlü tirmalamalar.. ama tabi taraftarı arkasına alınca galatasaray, hakem yerde yatan oyuncunun ofsayti bozdugu bir anda, oyunu durdurmak yerine penalti vermeyi tercih ediyor, altay'in bülent'den sonraki kalecisi (ki kahvedeki amcaya göre kendisi şerif'in oğludur.. şerif de 2 sokak ötede oturur. o yüzden muhtemelen gökhan'i ataricide dövmüş olabilirim) gökhan milan baroş'un penaltisini çıkartıyordu. galatasaray oyuna gençlerini sokmuştu gari.. hatta boş vaktinde "çok güzel hareketlerde" oynadığını düşündügüm yaser bile oyuna girmişti.. ki güldürmeyi bilen yaser gol atmasını da biliyordu ve galatasaray beraberligi yakaliyordu, sonrasinda bir gol daha buluyordu galatasaray milan baroş'un ayaklarından ve maçı 1-2 kazanıyordu.. ve bize seyh bedrettinden şu satirlar kaliyordu:
netsek, neylesek zaid.
gayrı uzatman sözü.
mademki fetva bize aid
verin ki basak bağrına mührümüzü..
Bu böyle bundan utanacak sıkılacak değilim. Ama arkadaş eğer galatasaray izmir'e geliyorsa, ya gitmem o maça, ya da gidersem altay'i tutarim. Galatasaray her hangi bir izmir takımı için izmir'e geliyorsa, gidip galatasaray'i tutmam. çünkü bilirim bu saray cocukları, bu istanbullu kücük beyler kendi keyifleri için gelmezler buraya. "hadi biraz da izmir'de maç yapalim" demezler.. buraya benim şehrimin takımı için gelirler, benim eşimin dostumun cocuklarının alt yapisinda oldugu takimlar için gelirler..
o yüzden anlayamiyorum ben bu hain izmirlileri. nasıl olup da galatasaray'i tutmak için stada gidiyorlar. sanki ali sami yen gibiydi bugun ataturk stadyumu. taraftar arkasında galatasaray'in bastirdikca bastirdi. yerde mehmet yatiyordu sanırım, cekinmeden penalti verebildi.. taraftar resmen yüklendi hakeme.. kim için? istanbul takimi için..
eh tabi atsin galatasaray altay'a 2-3-5-10.. yensin bitirsin.. sonra ancak yazarsiniz posterlere "sensiz bu izmir cekilmiyor" diye.. biraz serefli olun izmirli taraftarlar.. o takimin sizin uzak sevdaliniz oldugunu, size asla yar olmayacagini belleyin bir kosenize.. ne siz ona aitsiniz, ne o size..
maçtan evvel ich ile konusurken "yok abi galatasaray sevgim bambaşka" diyordum da.. şimdi tüm bu anadolu takımlarının ezilmişliğini ciddi anlamda yaşayınca farkettim ki, önce altay sonra galatasaray..
Çarşamba, Ocak 07, 2009
Dünya karması

kalede: gordon banks (62 yasina kadar kaleyi korudugunu soyluorlar)
defans: hierro,mcalister(büyük kardes olan),popescu,bülent korkmaz
orta saha: hagi(karpatlarin maradonasi),maradona(bizzat kendisi),roberto baggio,bombaci müller
forvet: hakan sukur , suker (sirf euro 96 cikartma kitabi nda bissuru cikartmasi cikti die)
Salı, Aralık 23, 2008
Mahallenin küçük fırlaması
Öncelikle benim heyecan duyduğum her şeyde heyecan duymuş bu çocuk işte. Hagi'nin Bilboa'ya attığı golü izlemiş, Kral'ın gol attıktan sonra kendi ismini göstermesini görmüş, Deli Hasan'ın panoları tekmelemesini alenen izlemiş.. Arda ile ortak futbol geçmişimizin olması, o profesyonel oyuncu zirvalarini siktir etmeme neden oluyor. Ulan adam benim kadar galatasaraylı yahu. Biz takım gol atsın diye ancak ve ancak koltukta yerimizi değiştirirken, daha evvelinde yaptığımızda kazandığımız şeyleri yaparken (ağızdaki sigarayi yere düşürmek gibi) arda kalkıp da "hadi beyler hadi" diyip icabında golünü çakabiliyor. Arda'nın futbol sahasında benim takımım için bulunması bana huzur veriyor açıkcası. "herkes maçı bırakır ama arda bırakmaz" dememe neden oluyor. Milyonlarca fanatiğin yeşil çimdeki yansıması Arda Turan. Mahallemizin küçük fırlaması..
Pazar, Aralık 21, 2008
21 Aralık 2008 Galatasaray Beşiktaş maçı
maçtan evvel saat 4 gibi tribunler açılmış eski günleri yadeder bir şekilde insanlar o saatte içeriye doluşmaya başlamışlardi. stadın önünde resmen kuyruk vardı ve kuyrugun onune gecmek isteyenler direk ellerinde kofteleri ile geliyor "bilader arkadasa kofte almaya gitmistim" diyerek kuyrugun onune kaynamaya calisiyorlardi. metro'dan stada kadar yine karaborsaci dolmus, "ya bilader gelecekler 10 milyon farka alacaklar benden bilet, o rezilligi cekmeyecekler" tatavasi cogu karaborsacinin diline dolanmisti.. yagmur yagiyordu şakir şakir, ve herkesin aklinda "teknik oyuncular sevmez yagmuru" fikrini sokmuştu sergen yalçın.. hoş sergen "meira ve servet ileriye cikarsa besiktas cok gol atar" da demisti.. neyse sonra deginelim buna..
stadin acilis musabakasinda orada olan `sanli kaptan` oradaydi, `gokdeniz`, `hamit altintop`, galatasaray'in basinda cikmadigi ilk ali sami yen derbisinde kazaran ev sahibi takimin soyunma odasina giden mustafa denizli, elalemin zengini `batman` olurken besiktasli olagelmis `rahmi koç`, ve dün dogum günü olan `alparslan` hep statta yerlerini almislardi.. bir şekil "komedi dukkani"ndan firlamis bir tipi olan cüneyt cakir'in baslama düdügü bekleniyordu gari..
e5 tarafindaki kaleyi besiktas alirken, galatasaray'da fulya tarafindaki kaleyi almisti, galatasaray 3-5-2, besiktas ise 3-4-3 sistemi ile sahaya yayiliyordu ki bu alenen bir roberto carlos'a bir hakan ünsal'a ya da en basitinden "modern futbol" a yapilan vefasizlikti. daha macin baslamasinin üzerinden 8 dakika gecmisti ki sagdan lincoln "muz orta olarak tabir ettigimiz" ortalardan birisini aciyor, rüstü topu sektiriyor, akabinde topun üstüne elini koyuyor ama servet yine de topa jan jak russo tarafindan "insan haklari sozlesmesinde" yasaklanmis bir sekilde vuruyordu.. "her canli eşit dogar ve köle yapilamazdi ve ayrica bir topa o sekilde vurulamazdi" büyüksehir'e gol atinca sayilmiyor, galatasaray'dan yenince sayiliyordu aynı gol.. servet ileriye cikiyor besiktas pozisyon buluyordu sergen'in dedigi gibi kabul, ama pazara cikmiyordu servet nihayetinde. besiktas icin salak bir andi.. mamafih besiktas gazi almisti, daha golun üzerinden 5 dakika gecmisti ki servet'in ofsayt taktigini arda "lan?" diyerek bozuyor, topu onunde bulan delgado'da şık bir şekilde topu aglara gönderiyordu.. durum 1-1 di ve yagmur sessiz bir çığlık gibi kalbime yagiyordu.. bir kadının dudaklarının islakligi ne kadar cezbediciyse sahaya atilan konfetiler de o derecede cezbediciydi (hepsinden `tüftüf` yapasim geldi sahsen.. ayrica `ahmet altan` stili, `tuna kiremitci` modeli mac anlatmaya devam ediyorum farkettiyseniz..)
daha 13. dakika olmustu ve maç "üst" e gidiyordu.. hop zaten cüneyt çakır, holosko ve idmanlardan sonra `steven seagal`'in aksiyon filmlerinde "kötü adam"i oynayan zapo'nun ortasindaki arda'nin yere düsmesine düdügü caliyordu.. rüstü de holosko da pozisyonun penalti olduguna inaniyordu.. `beşiktaş` in rakibi yine kendisi oluyordu bu maçta.. baroş topa geliyor ve durumu 2-1 yapiyordu..
30 dakika boyunca 11 tane faul yapiyordu beşiktaş ve galatasaraylilar `resat nuri gültekin` misali kibar bir şekilde futbol oynuyorlardi. kardeşinin oğlunun sünnetinde kendisine hediye edilen mavi havluya terini siliyor, beşiktas ve galatasaray karşılıklı pozisyonlar kaciriyor ama besiktas daha hakim bir şekilde maçı götürüyordu.. birden ilk 45 dakika bitti.. yeşil çimlerin arasindaki, yagmur damlalari ile ıslanan kum taneciklerini hissediyordum tenimde, keşke yalnız bu yüzden sevseydim seni.. (cemal sureya burada)
devre arasinda sabri'ye bir taraftar yaklasiyor "valla ben kendimi iyi hissediyorum ama hocamın kendi kararidir" cevabini aliyordu.. skibbe "`suit up`" bir şekilde ikinci yariya cikmaya hazırdı bu arada.. "bu yarida da oyuna ne olursa olsun mudahale etmeyecegim.. bu yarida da oyuna ne olursa olsun mudahale etmeyecegim.. " diye içinden tekrar ede ede yedek kulubesindeki yerini aliyordu..
(yukarıdan ilk sıra sağdan sola ilk sıra: recep şenyele(tekstilci), gökdeniz karadeniz(futbolcu), ivan vasiljev(kiralık katil))besiktas ikinci yariya yine heyecanli basliyor ama 5 dakika sonra delgado "ay demi kesta maldita luna" diyip hakeme eliyle kart işareti yaptigi icin ikinci sari kartini goruyordu.. daha sonrasinda "vallahi hakemler hakkinda konusmak istemiyorum ama ben orada "hocam biz aynısını yapiyoruz sari kart gosteriyorsun, kicin basin ayri oynuyor cok afedersin" demek için oyle yaptim" seklinde olayi acikliyordu..
galatasaray lincoln ve baroş ile etkili geliyor, nonda ise tam olarak bir "duvar" vazifesi goruyordu.. bir forvet oyuncusunun verkac yapabilmesi duvar pasi cikarabilmesi acaip sahane bir şey kabul ediyorum da, arada baska sey de yap be adam. baroş mükemmel paslarla kendi pozisyonunu hazirliyor, lincoln abinin yine soldan açtığı bir ortayi cok net bir şekilde aglara gonderiyordu.. 3-1 olmustu ama holosko tak diye cevabi "10 kisiysek, ölmedik" diyordu.. mustafa hoca 60. dakikada elinde ne kadar yedek oyuncu varsa sahaya sürüyordu ama skibbe "47 yesil sise sallaniyor içlerinden biri hop dedi düstü 46 yesil sise sallaniyor" diyerek kendisine cevap veriyordu..
servet çetin kornerden gelen toplara kafa vurmak yerine tosluyor, bu kez lincoln ceza alanında düsürülüp baroş hatrick yapiyordu.. 4-2 olmustu mac gari.
hülasa her sene oldugu gibi besiktas bir kez daha ali sami yen'de gün yüzü görmüyordu. ama kanaatimce bu kez kendi kendisini yeniyordu.. futbolcular noel tatili için memleketlerine gidiyor (servet ığdır'a, sabri trabzon'a gidiyor mesela) futboldan ayri kalmamamiz için fortis devre arasinda çılgın bir kupa düzenliyordu "fortis türkiye kupasi: same shit, every year"
ha benim tatile gitmem mi? delisin.. beklememdir burada deniz.. gitmek gibi geleceğim ,denizin delisine, delinin denizi gibi, o ne kadar giderse... tesekkürler.
Cuma, Aralık 12, 2008
12 Aralık 2008 Gençlerbirliği Galatasaray Maçı
(Gençlerbirlikli futbolcular maça modern tesislerde çalışarak hazırlanırken, Galatasaray'lı futbolcular Rocky 4 gibi birbirlerini kaldırarak maça hazırlandılar. Fotoğraf: Adem Kabayel)Önce Ali Sami Yen'de mor menekşe Hacettepeyi yenerek Ankaralılardan 3 puan alma serisine başlayan Galatasaray akabinde Ankaragücünü yenmiş, üstüne bir de Gençlerbirliğini yenmek istiyordu. Kewell tüm "Ya Ayhan'da da oldu aynısı. Böyle çekme yapıyor dimi. Eveeet aynısı.. Ayhan 3 ayda kalktı ayağa. Yok bişi" telkinlerine rağmen fıtık ameliyatı olmak için Avusturalyaya gitmiş, Ayhan sakatlanmış Galatasaray'ın onbirinde Mehmet Güven ve Nonda şans bulmuştu. Samet Aybaba'da El saka'yı kadro dışı bırakmıştı bunların üzerine. (Tam olarak bunların üzerine değil aslında)
Daha maçın ilk dakikalarında bir pas ceza alanında Baroş'un ayaklarına geliyor Baroş'da kendisini yere bırakıyordu. Hakem Halis Özkahya ne penaltı veriyor, ne de Fethiye'de iki yıldızlı dalgıçların dalışlarından daha başarılı bir şekilde dalan Baroş'a sarı kartı gösteriyordu..
İlk çeyrek saat Gençler ve Cimbom'un karşılıklı atakları ile geçiyor ama öyle "Tüh be bu da kaçar mı" denecek pozisyon olmuyordu. 16. dakika'da çok net br top Burhan'ın önüne düşüyor, yerde kayarak topa vuran Burhan mutlak bir golü kaçırıyordu. Golden sonra "kulaklarım üşüyor" diye veryansın yapacak Burhan ikinci yarıya kulak ısıtacı ile çıkacaktı.
26. dakika oldu ki, meira "al da at" diye bağırarak Burhan'ın önüne topu bıraktı. Bu fırsatı değerlendiren Burhan topu ağlara gönderiyor, gönderdikten sonra dayısının sünnetinde aldığı künyeyi öpüyordu.
(Baros'a sarı kart gösterme konusunda ketüm davranan hakem Halis Özkahya, Fırat Aydınus'a benzememek için tüm maçı bu surat ifadesi ile geçirmeye kararlı gözüktü. Fotoğraf: Adem Kabayel)Maçın ilk yarısı bu şekilde biterken soyunma odasında "Arkadaşlar yormayalım kendimizi. Hiç gereği yok. Gol yemezsek gol atmanın luzumu yok. Zira Engin olsun, Burhan olsun Kerem ve Recep olsun bunlar iyi çocuklar" deniyordu.
Hakket Galatasaray ikinci yarıda futbol adına bir oyun sergilemiyor, sağ kanat Sabri'nin eksikliğinde aksıyor, Mehmet Güven attığı her çalımdan sonra kendini "Maradona" sanıyor, Mehmet Topal devamlı dağlara taşlara topu atıyor (ama bu sene gol atacak bu yazıyorum buraya) Barış'ın kornerden gelen ortaya, ön direkte vurduğu kafa çizgiden recep tarafından çıkartılıyor, Barış'ın ceza alanında top eline değiyor (ama penaltılık bir pozisyon olduğunu düşünmüyorum) ve Gençlerbirliği taraftarı kulubun kurucu üyelerinden `İlhan Cavcav`'ın istifasını istiyorlardı. Hayır bu ülkede değişmeyecek iki şey varsa birisi `mustafa keser`'in türkü söylemesi diğeri de `ilhan cavcav`'ın gençlerbirliği başkanı olmasıdır. Hala istifa ne ki?
Bu arada maçın sonlarına doğru Ergün'ün kafasını De Sanctis mükemmel bi şekilde çıkartıyor "Hocaam içerden çıktı hocaaam" diye bağıran ergün'e de sanctis çok eğlenceli bir şekilde "Hastir ulan" diyerek ensesine vuruyordu.
Velhasıl bir Ankara havası daha bitiyor ve Galatasaray 3 maçta 9 puan'ı alıp zirveye acaip yaklaşıyordu. Haftaya 2 haftadan sonra Ali Sami Yen'e gidecekti Galatasaray ve misafiri plaj futbolunu dahi net bir şekilde oynayamayan Beşiktaş Jimnastik Klubu olacaktı.
Pazartesi, Aralık 08, 2008
8 aralık 2008 sakaryaspor altay maçı
mactan evvel sakaryali sporcular kazan kaldirmis "vallahi ekmek alacak paramiz yok" diyerek kulup yonetimine cikimislardi.. kulup yonetimi de bu kazan kaldiran oyunculari kadro disi birakmisti. bir nevi 2. ahmetcilik oynaniyordu sakaryada. işte bu ahval ve şerait içinde altay takimi şehre gelmişti.. sakarya güzel memleket... içinden ırmak geçen şirin bir anadolu şehri.. (bundan sonrasini şoray uzun yolda programindan takip edebilirsiniz)
sakarya'nin bu bedbaht durumunu goren altaylilar macin hemen basinda genc cocuklara 2 averaj veriyorlardi.. bülent ataman anlayisli bir insandi.. "beyler siz cok gücsüz oldunuz boyle en iyisi mi siz 2-0 önden baslayin" demiş olacak ki, dünyanin en beleş gollerini yiyordu.. birisi caprazdan asirtma, birisi yandan asirtma olarak asirtma tüm golleri yemisti neredeyse.. hatta oyle ki ayni saatlerde oynanan yunanistan ligi maci kallithea - ethnikos pireus papadapulos soyle asirtma bir top vursa tee oradan onu bile yiyecek gibiydi bülent..
mac 20 dakikada 2-0 olmustu.. ki 2 dakika sonra sehmus'un ilk golu geldi.. "beyler basliyoruz tamam" ayarindaki bu gol altay'a iyi gelmisti.. ama hakan ve bülent'in ortak calismasi ile, galatasaray tarihinin yetistirdigi en büyük varillerden birisi olan ozgurcan topu aglara birakiyor durumu 3-1 yapiyordu..
mac 3-1 olmusu ve altay ligin son sirasinda, 9 eksikle maca cikan sakarya'ya yeniliyordu. feyyaz hoca deplasmana molina burak ve sehmus ile cikmis, "fark atalim da taraftarin gonlunu yapalim" demisti.. zira gecen hafta gaziantep maci sonrasinda taraftarlar alsancak stadyumundan ayrilmama karari almis, türlü tatsizliklar yasanmisti.. 3 forvet cikiyordu altay ama gol mol bulamiyordu.. yine 42 dakikaya gelinmisti ki tiago'nun ortasi burak'in kafasina carparak gol oluyordu.. sakaryaspor'un gencleri yorulmustu ve onlari ilk yarinin bitisini simgeleyen gong kurtariyordu..
maci anlatan ertem sener sakaryaspor tribunlerini yagliyor da yagliyordu.. aman tanrim.. yoktu oyle taraftar kitlesi. cefakardilar, tamahkardilar, vefaliydilar, kotu günde sakaryaspor'un yanindaydilar, kizini sakaryaspor taraftarlarina verecekti falandi filandi..
futbol smart bile logosunu siyah yesil yapmisken altay cikmis canavarca oyun oynamaya baslamisti.. tiago oyundan cikmisti yerine alenen van der vaart girmisti.. akin akin geliyordu altay ki 75 de sehmus tipik "geriden orta acarsaniz gol atarim ben" gollerini atiyordu, 83 de de tiago cok net bir sekilde yan taraftan abanarak topu kaleye eklestiriyordu.. 4-3 olmustu ve sakaryanin o kibar, centilmen, delikanli seyircisi cildirmisti.. tiago'ya kelebek bicak atiliyor, tiago elinden yaralaniyordu.. neyle yaralandigini hakeme gosterdigi icin sakaryanin gencleri ve tatangalar delirmisti.. yahu adama kelebek atiyorsunuz, adam hakame bunu gosterdi diye dovmeye kalkiyorsunuz, hatta bunun icin tribunden sahaya atliyorsunuz nerede sizin muhtesem taraftarliginiz?
mac bu olaylar nedeniyle bir 10 dakika duruyor, hatta olaylar yatismasa neredeyse tatil edilecek duruma geliyor, ama neyseki sakaryanin büyükleri olaylara müdahale ediyor ve bu buhran günlerinde altayimiz nihayetinde bir 3 puan kazaniyordu..
bu arada sakaryaspor'un kel teknik direktoru engin, ikinci yarida oyuna aldigi mehmetin oyununa 20 dakika sabredebiliyordu. gecen haftaki hakem rezaletinden sonra, yine altay'in penaltisini genc hakem serkan cinar vermiyor "şimdi oradan ele carpinca top ele carpmis oluyor, el topa carpmis olmuyor onun için şey oldu öyle" gibi bir aciklama yapiyordu.. son dakikalarda varil özgürcan da oyundan atilinca 9 kisinin kadro disi kaldigi sakaryaspor sahada 10 kisi galiyordu.. ne olacak bu tatangalarin hali bilemiyorum.
7 aralık 2008 ankaragücü galatasaray maçı
galatasaray taraftari bir kısım koyunun dünya gözüyle son kez takimlarini izledikleri bir kurban bayrami arifesinde (hissiyatli oluyor dimi böyle diyince) analari, babaları yarın kesilecek kuzucuklarin, kücük buzagilarin yaşli gözlerle meleşerek izledikleri, soguk mu soguk bir ankara gecesinde, ankara'nin en büyük hali sahasinda oynanan, ve 3-0 konuk ekibin üstünlügü ile biten musabakadir.. kuzucuklar ölmez!!
maçtan evvel insanlar berberlere akin etmisler, "bilader 1.5 sattir sira bekliyorum" diyip berberlerle munakasaya giriliyor "abicim goruyorsun kücük durmuor traşta bitsin alicam, sen de son günü beklemeyeydin traş için" cevaplari havada ucuyordu.. hayvan pazarlari bir yandan "vallahi bu sene hiç satiş olmadi. ben erzurumdan geliyorum, bu yil hiç satiş yok" sesleri ile calkalanirken, skibbe, kewell, baroş gibi yabancilar olaya apayri sasiyorlardi.. cumartesi günü skibbe kendisini gençler birligi maçına atmış, futbolcular da karumda piyasa yapmislardi..
her neyse.. hayat garip bir oluşum. aynı olayları iki farkli sekilde
maç bir şekilde başliyor, ve ankaragücü seyircisi cemal aydin'in istifasini istiyordu.. o sirada "arkadaslar çökelim bi, cocugu getirdik göremiyor maçı daha başında" diyen bir gence "sensin orospu çocuğu" diye çıkışılıyor, ankaragücü tribunleri birden karisiyordu. olaya güvenlik gücleri mudahale ederken, "ne olmuş ya?" diye olaya odaklanan bir grup taraftara olay, "araya besiktasli taraftar karismis, hepiniz orospu cocugusunuz demis" seklinde anlatiliyordu..
iki takim da bir "bas bas baaaas" sistemi ile oynuyor, "arkadaslar fevri oynamayalim pas
ilk yarinin tek heyecanli pozisyonu böyle şekillenmişti. ve takimlar "hocam temiz su kovasindaki su kirlenmiş degistirmeye gidebilir miyiz?" diyerek soyunma odalarina kacmislardi.. (de sanctis diyince lise günlerim aklima geliyor da.. o saclar o sakallar hey yavrum hey)
soyunma odalarinda sigaralar iciliyor bir yandan da "mehmet yilmaz gecen sene ankarasporda degil miydi biladerim ya?" geyikleri dönüyordu.. 15 dakika sonra 19 mayis stadinin soyunma odalarinda "9. senfoni" caliyor takimlara teneffüsün bittigi böylelikle hatirlatiliyordu..
galatasarayin o dakikalara kadar gol atmaya niyeti yoktu ki lincoln birden vitesi büyülttü "ter atalim arkadas biraz" diyerek takimi atesliyor "hadi pas pas" diyerek veriyordu gazi. 55 gibi sakatlanan barisin yerine aydin giriyordu. aydin da arkadan "tek top tek top" diye stratejiyi belirliyordu. egitimli gözler golun gelecegini biliyorlardi ama 2005 deki gibi bir liverpool sistemi ile gollerin gelecegini bilmiyorlardi.. yurt genelinde tam olarak 174 kisi oyunun sıkıcılıgı neticesinde tuvalete girmis, ve donduklerinde maç 3 lincoln asisti 2 baros bir kewell golu ile 3-0 olmustu.. kewell ceza yayının sol tarafindan doksana cakmis, baroş ise cok net beleşci golleri atmisti.. lakin yine de savunmadan once topa dokunmayi biliyordu arkadas. bir tanju degildi belki ama alenen bir selcuk yula stiline sahipti..
hülasa galatasaray uzun bir aradan sonra ilk kez deplasmanda galip geliyor, oynadigi futbolla da istediginde mükemmel işler yapabilecegini gosteriyordu. yeter ki vitesi yükseltecek birisi olsun.. ha bir de mehmet topal'da ayna sendromu oldugunu belirtmeliyim. takim kötü oynarken kötü oynayan, iyi oynadimiydi iyi oynayan bi yapiya sahip.. al ko kendisini tokatspor'a tokatspor'a layik bir ön libero olsun, git koy brezilya milli takimina bir cafu olsun.. oh bebegim..
bu arada eklemek istiyorum ki, kewell'in çekip serkan'in burnunu düzleştiren şutu, lincoln'un rakiple dalga gecer gibi topukla vurup serkan'a "bilader elinden kacirma bi daha" demesi, de sanctis'in son dakikalardaki kurtarislari bu mac hakkinda aklimizda kalabilir.. ama gerek yok bence. ileride daha sahane maclar var onlari aklimizda tutarız..
Perşembe, Aralık 04, 2008
3 aralık 2008 hertha berlin galatasaray maçı
stat bundan 80 kusur sene evvel yapilirken hiç kimse bu günleri gorememisti sanirim. reich'in bayragi dalgalanacak, gamali haç orada burada duracak, ve insanlar kah "deutschland uber alles" kah da "ich bin ein berliner" diyecekti. plan boyleydi.. ama işte ne oldum degil ne olacagim demeli. maçın başlamasından önce stat silme türk doluyor, üstüne bir de "la lay la lal lay laaa saldir galatasaray" diyorlardi.. adolf bey mezarinda dört dönüyor olmaliydi..
ümit karan sakat, ayhan ise cezaliydi. takimdaki hiyerarsik düzene gore sabri kaptandi.. cakir gözlü kücük sabri bunun hayalini kurmustu.. gazetelerin mansetleri bile belliydi: "berlin'i kaptan sabri feth etti","kaptan sabri mucizesi","büyük kaptan sabri". fakat nedense skibbe birden "lincoln"u kaptan secmis, sabri'nin tüm planlarini alt üst etmisti.. sahsim adina lincoln'u kaptan atayan bir adamin, bu takimda durmasindan haz etmedigimi beyan etmeliyim.. bir yere kadar artik..
her neyse. macin ilk baslama düdügü ile galatasaray etkili oynayacaginin sinyalini vermisti.. kücük ücgenler kuruluyor, mehmet topal ve baris süper uyum sagliyor, arda ile kewell suskun olsalar da kücük kaptan lincoln hacettepe karsisinda oynar gibi oynuyordu. lincoln kaleye cakiyor kaleci cikartiyordu, lincoln araya pas atiyor, baroş bir savunma oyuncusu gibi cikartiyordu, lincoln savunmanin icine daliyor, sonra kendini attigi için sari kart goruyordu (ki bence pozisyon fauldu).. galatasaray bu maçı kazanacakti.. belliydi. de işte gol gelmiyordu.. golun gelmedigi her dakika meira-servet-desanctis triosu hata yapabilirdi.. sabri'nin senede uzaktan attigi bir golu var.. onu da genelde kayserispor'a atiyor, her macta niye uzaktan sut denedigini anlamis degilim ben arkadas.. cidden..
kazasiz belasiz ilk yari atlatiliyor, tribunlerdeki taraftarlar herta berlinlilerin her "berlin berlin ooh berlin" dedikleri anda "sariaa kirmiziaa" diyerek berlinlilerin sesleri bastiriliyordu.. ama tabi alisik olunmadigindan bazi koordinasyon hatalari cikmiyor da degildi.. cengiz topel lisesi tarafindaki tribun (evet berlinde bir cengiz topel lisesi olmali) "sari" diye bagiriyor, ziraat tarafindaki tribun "kirmizi" diye bagiriyor, cengiz topel "sampiyon" diye bagirinca, oteki taraf "kirmizi" diye bitiriyordu hadiseyi..
15 dakika, 2 çay içiminde bitiyordu.. ikinci yariya herta berlin hizli basliyordu.. devre arasinda soyunma odasinda muhabbet donmus "arkadaslar eleniyoruz alooo" diyen voronin'e diger berlinliler "hakket lan!" diye cikimislardi.. ikinci yariya "cikin bildiginiz gibi oynayin" taktigi ile cikan herta etkili geliyordu ama galatasaray defansi ve ön liberolari acaip etkiliydi.. ha etkili olmadiklari anda da şans melegi olaya mudahale etmekteydi zaten.. dakikalar ilerlerken, kewell ceza alanina orta yapmak istiyor, top herta berlin'linin eline carpiyor ve galatasaray bir penalti kazaniyordu.. pozisyon sonrasinda hacettepespor dan teli sari karti gorurken, milan baroş soguk kanli bir şekilde golu aglara gonderiyordu..
galatasaray 1 gol atmisti ve üstüne yatmak için cok elverisli bir takim degildi.. ne zaman galatasaray geriye cekilse gol yemeye daha müsait oluyordu.. herta bellin "allah allah" diyerek saldiriyordu artik.. toplar galatasarayli sporcularin ellerine carpiyordu, hakem "terbiyesizlik yapmayin! bi tane penalti verdim yeter!" diyerek hadiseyi savusturuyordu.. geçmiş yillarda bize karsi yapilan hakem hatalarinin karmasi diyebiliriz bu varoluşlara..
velhasil kelam galatasaray 3 puani daha alip 9 puanla grubun lideri olmayi bana gore garantiliyor, ve buradan sampiyonlar ligine yükseliyordu.. ben rakibimizin real madrid olmasini istiyorum.. teşekkürler ve berlinden iyi geceler..
Pazartesi, Aralık 01, 2008
türk futbolu'nu yaşamak
tanri bir disney filmindeymisiz gibi, morgan freeman olarak yanima gelseydi mesela, ve deseydi ki "ey kulum ne istersin benden" diye, "ben türk futbolunun her aşamasında içinde olmak isterdim" derdim sanırım.. yani şu forest gump gibi veyahut kılıç ali gibi.. fotograflarda arkaplanda durup, olaya direk kendi gozleri ile tanik olan insan..
besiktas'in kurulusunu gormek isterdim mesela, şeref stadinda yagmurlu bir günde "hakeme gözlük" diye bagirmayi.. nazim hikmet ile birlikte taksim stadinda bir galatasaray fenerbahce maçını izlemeyi.. alsancak stadinin yapilisinda bulunmayi, gündüz kılıç'ı baba hakki'ya karsi oynarken izlemeyi.. lefter'in ve metin oktay genc yıldız olarak anildigi günleri, can bartu'nun can, coskun ozari'nin coskun, şanli sarialioglu'nun sanli kaptan oldugu yillari gorebilmek.. metin'in ajda pekkan ile olan munasebeti yüzünden kadro disi birakilmasini hürriyet gazetesinden merakla okumak.. ve aglari yirtan golde orada semsiyeyi metin'e uzatmak hemen..
eskisehirspor avrupa deplasmanindan dönerken garda karsilamak onlari, bir sampiyonluk sonrasinda şenol kaptani omuzlara alip, borda mavi bagirmak, fatih terim'i adanademirsporda görmek, fuar sehirleri kupasi'nda göztepe yari finale cikarken, ülke disina cikabilmenin yollarini aramak ve selcuk yula'nin penaltilarinda kale arkasinda durmak.. mustafa denizli'nin kornerden gol atmasini izlerken, yenen taşlı koftelerden birisini yere düsürmek...
ridvan'in inanilmaz fulelerini alkislamak, noşetel macindan sonra sahaya girmek,ankaragücü ile türkiye kupasini alip birinci lige cikmak, metin ali feyyaz ile ilgili marslar soylemek, ve prekazi'yi gölgede oynuyor diye çingen arif'e şikayet etmek... fotospor'un ligin en yakisikli futbolcusu yarismasina oy gondermek, gelisimspor'u her hafta arkadaslarla birlikte okumak.. "8 de yenmez ki kardesim" diyip yaşarla dalga gecmek, çavuşeskuya bok atmak yari finaldeki bükres malubiyeti için..
alex ferguson'un gozlerine bakmaya calismak ali sami yen'de ve sisten bir şey gorememek trabzondaki maçta, aykut'un gol attigini sonradan ögrenmek, euro 96 cikartma kitabi için kola almak, boliç'in manchester a attigi golun fotograflarini kesmek gazeteden, ve hagi posteri almak radikal spordan.. sukru saracoglu'nun mükemmel bir stat yapilisini seyretmek, taksimde karsilamak uefa kupasiyla gelen galatasaray'i, günün ortasinda senegal'e atilan golle halay cekmek, ve volkan ile birlikte ucup sevilla penaltisini kurtarmak, ve her sey bitti derken, semih'in topa vurmasiyla sus yapmak hirvat tribunlerine..
100 kusur sene.. tanimadigimiz, bambaska dünyalara dogan insanlar da bir pazar sabahi aldiklari gazetelerde bir onceki günkü mactan havadisleri okuyarak basliyorlardi kahvaltilarina belki.. dile kolay yüz kusur sene... belki kemikleri bile kalmayan insanlar ile ayni sey için bagirmak.. hayat ne garip anasini satiim..
bu arada halit kıvanç ve haldun taner fotolari, "bilimsel tiyatro atolyesinin" sitesinden.. fevkalade bi yazı okumanızı dilerim.
Cumartesi, Kasım 29, 2008
29 Kasım 2008 Fenerbahçe Beşiktaş Maçı
Maçtan evvel Beşiktaş taraftarları, Kazan'da toplanip maça gitmeye karar veriyor, ama karşıya çok geçmeyen birisinin yapacağı en büyük hatayi yaparak, yanlış iskeleye gidiyorlardi.. Bindikleri vapur onlari Kadiköy yerine Üsküdar'a götürüyor, Üsküdar polisi panikleyip vapuru geri çevirmeye çalışıyor, yılların boğaz vapuru kaptanı Ali kaptan "Ben bu vapuru lodosun kralında iskeleye yanaştırırım, şimdi mi yanaştiramayacagim" diyerek polisin tüm çabalarını boşuna çıkartıyordu.. Hava soğuk ve yağmurluydu ve üsküdar'dan kadıköy gerçekten uzaktı. Taksiler, dolmuşlar, vesayitler 200 kadar taraftarı kadiköye taşırken, kadiköyde olaylar bambaşka seyrediyordu..
`saracoglu english fast`'ten sıkılan taraftarlar bu kez tribunden türkce bir pankart göstereceklerdi elaleme.. "formanın hakkını veren yalnız kalmaz" yazacaklardi ama bereket sadece lafta bırakacaklardı bu işi.. zira eğer lafta olmasa, o forma'nın en büyük hakkını veren lefter'i yalnız bırakmamak adına, büyük adaya binlerce fenerbahçeli doluşabilirdi ki bence bu hoş olmazdı.. Takımlar sahaya çıkmıştı. Bir galatasaray taraftarı olarak, stadın aniden yağmurla denize kaymasını bekliyordum ben. Avrupa'dan karaköy iskelesine karşılık, asya'dan saraçoğlu stadı verilebilirdi.. Tatlı hayallerdi tabii ki bunlar.
Mustafa Denizli'nin de sahaya çıkması ve "işte geçmişin fenerbahçe antrenoru simdi besiktasta" fotolari cekildikten sonra maçın başlamaması için hiç bir neden yoktu.. hafta içinde `ibrahim atasay`in radikaldaki köşesinde "beşiktaş bu maca 4 2 3 2 1 dizilimi ile çıksa maçı alabilir" demesinden gazı almış olacak ki mustafa denizli benzer bir kadroyu sahaya çıkartıyor, ama son anda ibrahim toraman tarafından "hocam yalnız kaç kişi oldu bu? ohoov çok kişi olmuş yahu" demesi ile tello, bobo, holoşko eli mahkum yedek kulubesinde oturuyordu..
Fenerbahçe Kenan Evren Lisesi tarafındaki kaleyi almış, karşı kaleyi de Beşiktaş'a bırakmıştı.
Futbolumuzun trafik hakemi, Bünyemin Gezer'in başlama düdüğü ile ilk yarı başlıyordu. Beşiktaş korkak bir takim dizilişi ile çıkmıştı sahaya ama inanılmaz paslar yapıyor, kitap gibi oynuyordu. Fenerbahçe'de aynı klasta karşılık verse de insanlar "Beşiktaş atar ya!" lafını kullanmaktan çekinmiyorlardı. Ama ilk pozisyona giren guiza oldu.. Her daim ağlayan çocuk misali bir surata sahip olan guiza, yine kaçırmıştı..Ama sonrasında bir korner atışında, gizli golcu, süpriz isim, ön direklerin aranan yildizi, selçuk topa kafa ile çıkıyor, rüştü klasik `rüştü tekyumruk` numarasini yapmaya çalışırken, selçuk onu ustaca avliyordu.. 1-0 olmuştu.
Ama "Beşiktaş rahat atar abi" konuşmaları dinmemişti. Özellikle `Ekrem Dağ` ve Delgado müthiş oynuyordu. Ekrem bi o kanattaydı ve bi bu kanattaydı. İnşallah bu oyununu sürdürecek ve bizi ilerki günlerde milli takimda, kazim kazim illetinden kurtaracaktı. Rüştü şahane bir top atıyor, Delgado topuğu ile arkaya bırakıyor gibi yapıyor, ekrem soldan topu nobreye gönderince nobreye "valla ekrem kardeşim soldan bir top ortaladı. bana dokunmak kaldı. keşke ben gol atmasaydım da takımım kazansaydı" demek kalıyordu..
Besiktas oynuyordu.. Boyna da kaçırıyordu. nobre kaçırıyordu, top direkten dönüyordü, icabında gol atıyordu ama ofsayt diye sayılmıyordu, hatta bi ara gökhan zan bile pozisyona giriyordu.. Tam "beşiktaş kazanır yaa" diyecektik ki, "rüştü asist yaparsa ben kralını yaparim, o ne yaparsa ben daha güzelini yaparim, ben daha sahaneyim, benim boyunlugum var!" diye cikisan volkan topu havaya dikiyor, top orta sahayi geçtikten sonra beşiktaşlı zapo ve gokhan'in arasina iniyor "nasil olsa hiç bi manyak bu topun böyle gideceğini düşünüp hareketlenmez" diyen iki defans oyuncusu güiza'nin mantalitesini unutuyorlardi.. çok şok bir vuruşla top ağlara giderken, skor 2-1 oluyordu..

ikinci sarı kartı gören cisse'nin oyun kurallari geregi saha disina gönderilmesinin ardından (ki bence ilk sarıkart aşırı dandikti. o sari karti gösterene kadar bir çok sari kart gösterebilir, bir çok araca ceza yazabilir, bir çok ehliyetsiz sürücüyü yakalayabilirdi bay bünyemin gezer) beşiktaşın pili bitmişti. moralman çökmüştü gari. artik gün güiza'nin günüydü. kenan evren tarafinda bir bebecik "en genç fenerli" olarak "aaaaaa çoook tatlı" anları yaşatırken, güiza golleri kacirdikca hüzne boğuluyordu..
İki takımda yorulunca ilk yarı bitiyordu. Beşiktaş tribunleri "sarı, lacivert" in arasına girip "cinsel tacize ugramis" diye bagirip, en sondaki "fener"'i mundar ediyorlardi ama fenerbahcelilerin keyfi yerindeydi.. Acun ilicali "semih var misin yok musun'a gel çık" ayarinda semih ile konusuyor, büyükanit paşa şeref tribunu locasinda devre arasinda maçı değerlendiriyor, musa çözen fenerbahçeli citirlari bize gösteriyordu..ikinci yarı bu hengame içinde başlarken, ilk yaridan alinan zevkin yarisinin alinmayacagini nereden bilebilirdik ki.. Fener'in direkten dönen tek topu disinda, sahaya atilan fazla toplar disinda (ki bence ilk yarida sahaya atilan toplardan biri gol olurken, o gol verilmeliydi.. hesaplarsan bugun 3 golu verilmedi besiktasin.. 3 golden biri verilse bugun sampiyon şey olurdu yani bence..) besiktasin iptal golleri disinda kaydadeger hic bi halt olmuyordu..
Hülasa güzel bir ilk yarinin devami olacakken, bünyemin gezer'in kanimca haksiz bir sekilde takimlardan birisini 10 kisi birakmasi ile, futbol zevkinden mahrum kaldigimiz bir maç oluyordu. onbir e onbir oynansaydi mac, ikinci yarisi bence daha, ama cok daha zevkli gecebilirdi. ne yazik ki bir trafik polisindan hakem yaparsan bu kadar keyif aldirabiliyorsun futboldan.. yapacak bir şey yok.. (ayrıca daha dün 54 ytl ceza yedigim için bünyemin'in üzerine bu kadar gittigimin farkindayim..)
Pazartesi, Kasım 24, 2008
24 kasim 2008 kasimpasaspor altay maçı
istanbul'a sulu da olsa ilk kar düşmüş, böylelikle türkiyeye yari kış gelmişken, izmire aylardan sonra karı siktir et direk yagmur yagmis ve biz gök gürültüsünden acaip korkmuşken, istanbulda, recep tayyip erdogan stadinda oynanan ve kasimpasaspor'un iki gol atarak, ve taraftarlarinin tüm maç boyunca küfrederek kazandiklari bir musabakadir..
maçi anlatmadan evvel bilmeyenler için kasimpasa stadini anlatmakta yarar var.. simdi bu stat bir kapali ve bir kale arkasi tribunden olusmakta.. zamanında bedrettin dalan tarlabasini yikarken, burayi da özel ayirmis, ve kasimpasa semti sakinleri için bir stat olusmasini saglamis, ardindan recep tayyip beyin de gazlamasi ile yarisi mükemmel tribunlerle bezeli, yarisi apartmanlar ve dolmus duraklari ile menkul bir kiymet olmuş.. açık taraf kasimpasaya ve galata'ya bakmakta, kapali taraf ise "yokustan asagi kasimpasa" denebilecek bir yokus tarafinda..
stat bu şekilken, ve beyoglu'nun hemen kenarinda bulunurken, maça futbol dünyamizin eski ünlüleri akin etmis, besiktasli feyyaz ve uğur tütüneker'in takimlarinin mucadelesini izlemeye koyulmustu.. hakem kuddisi mütfüoglu macin baslama düdügünü üflerken, ertem sener "ulan gecen sene drogbayi anlatiyordum, şimdi şehmusu, erhan'i.. 40 yasina geldim yaptigim işe bak" diyordu...
velhasil kasimpasa ilk dakikalarda etkili olurken altay tipik bir deplasman takimi goruntusundeydi.. muhtemelen formalari ulusoy dinlenme tesislerinde unuttuklarindan, altay esofmanlari ile maca cikma niyetine girilmiş, formalarin arkasindaki numaralar da terkos pasajinda ütü marifeti ile yazilmisti..
gecen sene galatasaray'a efsanevi bir frikik golu atan erhan taninmamak icin maske takmiş oynuyordu.. dakikalar 30 civarini gösterirken, kuddisi acaip uydurma bir faul veriyor, "hocam ben topa 1 metre uzagim" diyen erdiye ise kiziyordu.. erhan iceriye kesme bir şut açarken, altay kalecisi bülent ise murat akin'in kafa sutuna bakmakla yetiniyordu.. maç 1-0 olmuştu ve kasimpasa taraftarlari golu küfür ederek kutluyor ve altay bir halt oynamiyordu, renkli pabuc giymekle artis futbolcu olacagini zanneten sehmus, 40 metreden rovesata falan cekiyordu.. hayir insan bir düsünür "ulan ben 40 metreden rovaseta atabilecek kalipta bir oyuncu olsaydim, altayda niye oynuyorum?" der.. her neyse..
ilk yari bu hengamede bitmis, kasimpasa taraftari ilk yarinin bitimini küfürlerle kutlamisti.. 50 kadar altay taraftari ise büyük altay diye bagirmaktaydi.. altay tribunde büyüktü büyük olmasina ama sahada acaip kücüktü..
ikinci yari bu tezahuratlarla basliyor, altay oyuna can ve tiagoyu aliyordu.. kasimpasa sehircisi bu iki degisikligi küfür ederek protesto ediyordu.. bu degisikler altay'a yaramis akin akin gelir olmustu.. ama kasimpasa savunmasindaki jens katiyyen altay forvetlerine izin vermiyordu.. 45 den 75 e kadar altay gol aradi.. "palermo beraberlik icin bastiriyor" lafinda palermo yerine altay vardi resmen.. ama olmuyordu.. sahada en güzel duygularin iki katili vardi ve bunlara da tiago ve sehmus deniyordu.. 40 metreden sutlar cekiliyor, penalti noktasindan rovesatalar icat ediliyordu.. kasimpasa taraftarlari takimlarinin bu oyununu küfrederek protesto ediyorlardi..
derken kasimpasa'nin golu geldi.. futbol yine bildigini yapiyor, ve atamayana atarlar metodunu sokuyordu oyuna..
hülasa, biraz daha altay'in bastirmasiyla, kahvedekilerin "gol atacan ne olacak 2-1 olacak ne kasiosun ki arkadas" izmirliligi ile bir mac daha bitiyordu.. altay diyarbakir sporu yense liderken, 3 maci üstüste kaybedip playoflara bile kalamama telasina düsüyordu.. yine de taraftarlar icin altay acaip büyüktü..
Cumartesi, Kasım 22, 2008
22 Kasım 2008 Ankaraspor Galatasaray Maçı
mactan evvel insanlar ali dayinin tay siktigi yer kadar uzakta bir stat olan asas stadinda yerlerini aliyor, "abi inanilmaz başım ağrıyor yeminle" diyen ayhan ise bir adet apranax ile sakinleştiriliyordu.. ankaraspor gün geçtikçe kücük franco'nun real madrid'ine, mussolini'nin lazio'suna benzemeye basliyordu. kocaman kocaman stat üstü posterleri, maç öncesi yapilan şovlar, devlet erkaninin tribunde yerlerini almasi, "cumhurbaskanimiz stadimiza hoş geldiniz" yazisinin asilmasi alenen bunlarin göstergesiydi kanımca.. zamanında `selamsiz` koyune bile gitmeyen reisi cumhur artik futbol musabakalarinda kendini göstermekteydi..
maç bu temaşa içinde basliyordu ki bir afet bir tufan kopu verdi.. yer gök birbiriyle kavgaya tutuşmuş da göğün rüzgarla ipnelik yapasi gelmiş gibi bir hava mubalag ediyordu.. yan tarafta bu ruzgarda sahalarda görmek isteyecegimiz bir hadise var..
her neyse galatasaray rüzgari arkasina almis saldiracakti ki, fernando meira brezilyadan 6 yemişligin verdigi gazla inanilmaz bir hata yapiyor, ankarasporlu oyuncu de sanctis'i de calimlayip topu aglara birakiyorken birden sislerin içinden maskeli bir insan ciki verdi.. böyle maskesiyle geldi geldi geldi topu cizgiden cikardi sonra yine sislerin icine girdi kayboldu gitti..
zaten bir sekilde bir beddua almis olmasi gerek ankaranin "kim ki bu sehirde cenk ede, o cengin tadi tuzu olmaya" gibi bir dua edilmiş olmali.. hayatim boyunca ankarada oynanan tek bir musabakadan zevk aldigimi hatirlamiyorum arkadas..
kose bayraklari yerlerinden kopacakken galatasaray pozisyonlara girmeye baslamisti.. 66
ilk yarı bu sıkıntı içerisinde geçiyordu.. hatta cumhurbaşkani maçı bırakmış bir şekilde melih gökçek'in torunu ile oynamaya dalmıştı.. taraftarlarin eglenmesi için daha degisik atraksiyonlar yapilmaliydi.. yani futboldan umudu kesmistik de, bari anayasa mahkemesi baskani ile cumhurbaskani bilek güreşi yapsaydi da devleti kazanan yonetseydi.. (hababam stili) ya da ne bileyim.. `karakoy iskelesi`ni denize gören kurban oldugum yarappim resullulah ankaradaki bir mactan zevk almamizi engelliyordu işte.. maça chp'nin yeni üyesi oldugu soylenen, sonrasinda "dubai'den ümit karan'i izlemeye gelen menejerler" olduklari soylenen bir grup arap da gelmisti.. merak ettigim nokta, bu adamlarin kışlıklari yok mu arkadas? yaz kış o beyaz seylerin icinde.. vallahi allah saglik sihhat versin. üzüldüm adamciklara. palto alin be adam!
ikinci yari farketmeden basliyordu acikcasi.. evlerinde oturanlar için mactaki futboldan ziyade bulmacalarindaki "bir kagit oyunu" sorusu daha önemliydi.. bereket melih sendil "batak" diyerek hadiseyi gecistiriyordu. toplar kaleye gitmiyor, de sanctis'in her degaji taça gidiyordu.. bereket neca oyuna giriyordu.. ben sahsen "işte maskeli balo ve onun sahte yüzleri" kivaminda bir türkü tutturmuştum. sahada iki maskeli oyuncu varken, saha kenarinda da kendini james bond zanneden bir arkadas vardi (skibbeden bahsediyordum) 70. dakikaya kadar oyuna mudahale etmiyor, oyuncular bildiklerini oynuyor, dahasi meira ne oynadigini bile bilmiyordu.. 3 tane ön libero 2 tane stoper vardi ortada dolanan.. geri kalanlar da kontragerilla gibi sacma sapan davranislar sergiliyorlardi..
macin sonlarina dogru uzun bir aradan sonra baris ozbek turuncu formasiyla bulussa da yaptigi en sahane hareket kaleye vurdugu topun neredeyse taca cikmasi olacakti.. ümit karanin da önüne indiremedigi bir topla mac 0-0 sona eriyordu..
22 Kasım 2008 Ankaragücü Fenerbahçe maçı
macin baslamasina daha günler kala, cemal aydin'in hakemleri ögrenmek adina telefonla konustugu gazetelere siziyordu.. konusmanin tam metnini bilmesek de şunu uydurabiliriz:
"-halis özkahyami ataniyor maca? yapmayin yahu.. firat aydinus un cakmasi o.. alenen benziyor adam da pek numarasi yok.. hahah deme yahu demek ben firat aydinus'um diyormus ahahah"
bu tarz konusmalarin italyada küme düşürülmekle sonuclandigini bilen futbol severler küplere biniyordu tabi.. ankaraspor küme düşmeliydi ve yerine altay cikmaliydi birinci lige..
her neyse bu durumda taraftarlar ankara'nin en büyük hali sahasina gelmisler, oynanacak maci izlemeye niyetlenmislerdi.. daha macin baslamasina bir 30 dakika vardi ki cemal aydin istifa'ya cagirildi.. ankaragücü taraftarlarinin tipik slogani olmustu gerci..
halis özkahya yerine maca verilen benzeri firat aydinus maci düdügüne astigi kocaman bir futbol topu ile baslatirken, fenerbahce'nin kolay kazanacagini herkes umuyor "vallahi ben 2 yazdim" muhabbetleri ortamda dönüyordu.. emre belözoglu, halisahada ön libero oynayan göbekli amca kontejyanindan maca dahil olmus, ileride de kücük emrah bakisli guiza ortamlara adapte olmustu.. "arkadas fevri oynamayalim paslasalim" diye bagiran mehmet yildiz kisim kisim fenerin üstüne gelmeye calisiordu..
fakat her iki takimda top oynamaya pek niyetli degildi.. resmen "yahu ayirttik yanmasin para şimdi" niyetiyle gelmislerdi stada. hatta hadise o kadar konsantrasyon disiydi ki, top volkanin ellerine geciyor, kamera "top volkanda" oldugundan baska yerlere donuyor ama top kornere cikiyordu.. gokhan bir ara "abi sakin" diye bagirmaya bile kalkiyordu hatta..
ankaragücü deniz seki'nin goguslerinin kücük oldugu zamanlardan beri fenerbahceyi yenemiordu sanirim. ve bugun de yenecek gibi degildi.. eeeylesine oynaniyordu işte mac..
ilk yari bu sekilde bitiyor, milliyetin internet sitesi "fenerbahce bastiriyor ama gol sesi gelmiyor" gibisinden bir manset atiyordu.. hayir benim izledigim mac ya bambaska bir macti, ya da milliyet uydurmakta sinir tanimamisti..
ikinci yariya ankaragücü baslama karari aliyor ve el yasa "arkadaslar herkes bildigini oynasin ya" diyordu.. ankaragücü ikinci yarida etkin oynuyor, fenerin tek bir atagi bile olmuyordu duran toplardaki kismi heyecanlar disinda.. az once volkan tanrisi peleye bir bakire kurban edip gelmis gibi duran jaba gol yollarinda etkisiz kalinca, deivid oyundan cikinca macin skoru daha 70. dakikadan belli oluyordu..
hülasa mac sonunda emre belözoglu arkadaslarina catiyordu
-kimden cikti ya bu mac fikri mina koyiim??
+abi sen degil miydin spor olur hem diyen??..
-yoruldum mina koyyim.. keske hic oynamayip izleseydim kaleye felan gecseydim..
Pazar, Kasım 16, 2008
16 Kasim 2008 Galatasaray - İstanbul B.B. maçı
tarihler 16 kasim'i gösterirken, örgün egitimdeki ögrenciler sinavlarla bogusuyor ve takvim yapraklari "haseratlarin saklanma tarihi" diye bir not düsüyorlardi üstlerine.. bilimum karinca olsun, ağustoş böceği, kunduz olsun bu tarihten sonra yaza kadar gözükmeyecekti anlasilan.. tüm bu namusait sartlar altinda galatasaray derbiden 3 puanla çıkan takim oluyordu.. goller kewell ve lincoln ikilisinden geliyordu..
galatasaray takimi aylar sonra, şu trafik konisine benzedikleri formadan vazgeçmiş ve nihayet gerçek renklerine dönmüştü.. hem de sari kirmizi parcalinin altini beyaz sort ile tamamlayip, bu stadin gördüğü en şık kombinasyon ile cikiyordu sahaya.. maçtan evvel yillarini bu renklere vermiş olan arif taraftarlar tarafindan cagriliyordu.. şahsım adina ben arif'i özledim arkadas.. girse oyuna, atsa iki depar, ceza sahasinda düsse hakeme baksa, oyundan alinirken gidip yakindaki 2 arkadasini öpse, hakemin elini sıksa, girecek oyucu için subhaneke okuyup yanaklarindan öpüp sahaya sıksa fena mi olurdu? yillar geçip giderken gençlikteki hikayeleri de özlüyor insan..
her neyse mac selcuk dereli'nin ilk düdügü ile baslarken galatasaray'in oyunu bir garipti.. servet forvette akinlara katiliyor, lincoln defanstan top cikartiyordu.. hababam sinifi mahmut hoca'dan kacak mac yaparken bile pozisyonlarini biliyorlerken, yani ne bileyim güdük necmi defansta oynarken, inek saban forvetken, hayta ismail orta saha iken, mesela servet'in ne oldugunu kimse cozemiyordu.. hayir `hannibal lecter` misali bir maske takan servet ile rakibi korkutmaksa plan, işe yaramiyor mösyö skibbe.. şahsen ben korkarim üstüme o maskeyle o cüsse ile birisi yürüse, ama işte ne büyüksehir kalecisi behram, ne de defansta bugun harikalar yaratan markus ürkmedi..
galatasaray sagli sollu, akin akin geliyordu yine de.. herkes bildigini oynadiginda dahi bu takimin oyuncularinin bir şey yapacagi asikardi.. sagdan bi orta, soldan bi orta, servet'in göbekten bindirmeleri derken korner üstüne korner oluyor, 30 kusuruncu dakikada da bu kornerlerin birinde harry kewell topu aglara gönderiyordu... kewell zaten macin baslarinda "hocam sikko oynuyoruz benim soyle bir planim var" diyerek skibbe'ye gitmis, skibbe'nin olurunu aldiktan sonra kendi taktigini takima oynatmaya calismisti.. tribunler "we're playing like a fool, what about harry kewell" diye (aptal gibi oynuyoruz, harry hewell'dan ne haber?) bagirirlarken, ilk yarinin son düdügü selcuk dereli'nin nefesi ile caliniyordu..
sabri'nin annesi devre arasinda sabriyi ariyor "oglum ensende formanin kumasi cikmis onu bi düzelt" diye uyariyordu.. diğer anneler ayni duyarlilikta olmadigi icin, formalarn enseden cikan parcalarini yarim devre daha gormeye devam edecektik..
Galatasaray ikinci yariya "saha bu kadar sulanir mi arkadas?" serzenişleri ile cikiyordu.. ama sahaya cikan takim galatasaray'dan ziyade 23 nisan'da gösteri maçı yapan danone takimi gibiydi.. dogru düzgün bir oyun oynanmiyor, bunun karsiligi olarak da istanbul belediye boyna pozisyon kaciriyordu.. de sanctis bir sekilde takimin gol yemesini önlerken dakikalar geçip gidiyordu...
arda'nin kalp ritmi yükselerek dışari cikiyor, lincoln çok şık bir şutu direğe nişanliyor derken tribunlerde "lan bi gol yersek cikartamayiz" düsünceleri olusuyordu.. ama büyüksehir belediye o golu atamayinca lincoln de topu aglara gonderdi..
hülasa 2. lig b kategorisinde altinordu-fethiye spor macından sonra izledigim en kötü futbolu izliyordum bugun.. "senin için harcadigim zamana yazik, sen en güzel duygularin katilisin" sarkisi agzimizda, üc puan cebimizde uzaklasiyorduk tribunlerden..








