ispik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ispik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Haziran 07, 2012

Defile Nedir?

yazının başlığı insanlara, "defile şudur" diye açıklayacağımı düşündürtmüş olabilir. bunun için en başta özür dilerim. zira ben gerçek bir soru soruyorum "nedir abi bu defile dedikleri?" yani allah için hepimiz üstümüze başımıza bir şeyler alan, deli cevat gibi dal taşak gezmeyen modern insanlarız ve kendimize öyle veya böyle üstlük alıyoruz (burada bir parantez açıp "yıl 2012 oldu hala aleminyum folyo giymiyoruz.. yazıklar olsun böyle geleceğe" demek isterim aslında.. ama bu başka bir yazının konusu) "efendim defileler o senenin modasini belirleyen şeylerdir, aman da meylerdir","arkadasim oradan kiyafet belirliyoruz" diyen insanlara cevabi aşağıda vereceğim ama başta bir çemkirmek istiyorum: bir allahın kulu da fashion tv açıp "hmm şu elbise güzelmiş gideyim de alayim o elbiseyi" demiş midir? ya da fashion tv'yi geçtim, direkt defiledekiler çıkıp da "aynısını bostanlı pazarinda 5 liraya alırsın" demekten daha öte ne demişlerdir.. ben cidden anlamıyorum. hayır defilede yürüyen kizlarin üstüne fiyat etiketi koyarsin, modelin ismini yazarsin o zaman anlarım.. ama şu haliyle "uzun uzun kamişlar ucunu tıkamışlar" kivaminda yürüyen kizlarimiz moda, sanat adına ne amaca hizmet ediyorlar ben zerre idrak edemiyorum.. dünyanın en boş beleş işidir bu defilecilik.. na buraya yazıyorum.. moda oyle defileyle falan belirlenmez arkadaşım.. efendi olsaniz siz, "stilistler ve terziler odasi" gibi bir oda kurar, dolce gabbanasi, yves saint laurent'i ne bileyim efendim, donna karani, armanisi aşağıdaki gibi toplanirsiniz.. mis gibi bir toplantı gündemi de hazırlanır: 1. Açılıs, İstiklal Marşı ve Toplantı Başkanı seçimi 2. 2012 yılı, güneş gözlüklerinin maksimum çapının belirlenmesine dair Dolce Gabbana'nin görüşü ve oylama. 3. 2012 yılı, bikinilerde Zeki Triko modellerinin ibra edilmesi 4. Denetim kurulu üyeliklerinin seçimi 5. 2013 yılı moda olacak renk oylaması ve geçen senenin rengine Kenzo'nun itirazı. 6. Adriana Lima'nın katalog çekimlerine kura usulu katılması amacıyla yönetim kuruluna kura yetkisi verilmesi 7. Kimsenin almayacağı saçma sapan erkek modasının sona erdirilmesi hakkında stilistlere ihtarname çekilmesi 8. Temenni ve kapanıs uygar bir insanlığa yakışan budur.. benim gönlümden geçen, arzuladığım sanat dünyası budur.. arz ederim..

Cumartesi, Temmuz 31, 2010

İspikliyorum: Atilla Dorsay

Yeni açtığım "ispikliyorum" köşesinin ikinci şahsı "Atilla dorsay" bundan sonra denk geldikçe populer tiplerin deli olduğum tutarsızlıklarını buraya yazayım diyorum ki nette arandıklarında kabak gibi çıksın.. Murat Bardakçı ile başladık Attila Dorsay ile devam ediyoruz..http://www.medyaline.com/haberresim/atilla%20dorsay.jpg

Attila Dorsay hiç değişmemiştir, eskiden neyse odur.. mesela türk sinemasının en büyük dram filmlerinden birisi, tekrar ediyorum dram, hatta ruh sökücü, yürek kanartıcı yegane filmlerinden biri olan "canım kardeşim" filmi hakkinda zamanında şöyle yazmıştır: (zamanında dediğim 80lerde)



"yılın en önemli süprizlerinden biri ise ertem eğilmez'in canım kardeşim oldu. yıllardır başarılı iş filmlerine (ve özellikle melodramlara) imzasını atmış olan eğilmez, halktan kişilerin öyküsünü anlattığı bu sıcacık komedide, türk sinemasında eşine rastlanmamış akıcı bir kurgu ve özenli bir fotograf calismasi araciligiyla son derece canlı, insancıl, duygulu bir film ortaya koymuştu. bu filmi seyrederken, de sica - zavattini ikilisinin italyan komedilerini, ellilerin ingiliz komedilerini, biraz da amerikan sinemasini ansıdırk. ama bütün bunlar birer çağrışımdı ve eğilmez, bizden tiplerle, bizden bir konuyla, bizden bir çevreyi ortaya koymuştu. istanbul'u kullanışı olağanüstü başarılı, oyunculardan (giderek tarik akan gibi genellikle yeteneksiz bir oyuncudan bile) aldığı sonuç, yüksek bir düzeyde idi." (atilla dorsay, sinemamızın umut yılları 1970-1980 arası türk sinemasına bakışlar, istnbul, inkilap, 1989)

hey yavrum hey.. halit akçatepeyi, kemal sunalı, metin akpınar, adile naşiti görünce basmış komediyi.. hey yavrum heeey.

murat bardakçı

http://www.turktime.com/pictures/muratbardakci01.jpg

tarih muhabbetinin kitleler tarafından takip edilmesi, izlenmesi dinlenmesi için her türlü bayağılığı yapmaktadır murat bardakçı.. karpuz mu kesilmemiştir tarih programında, kedi mi sevilmemiştir ki? eyvallah yapsın, daha çok yapsın.. programını haspel kader izleyen insanlardan birisi en ufak bir şey kapsa kardır buna sözüm yok.. fakaaaat kendisi zeki müren'i eleştirdiği bir yazısında şunu diyebilmiştir:

"bestelerinin ona mı, yoksa başkalarına mı ait olduğu konusuna hiç girmeden, zeki müren'in sahnede yaptığı değişimi hatırlatayım: o zamana kadar ciddî bir müzik mekânı olan sahne, şortlu ve mini etekli zeki müren'den sonra bazı hanımların, daha ileri senelerde de başka "hünsa" seslerin sayesinde, seviyesinden çok şeyler kaybetmiştir."

insaf be adam.. senin yaptığın şey aynısı değil mi bunun? sen belki mini etek giymiorsun (şimdilik) ama çıkıp programında gayet net bir şekilde karpuz dilimliyorsun tarihi kılıçla ? bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi adama? sen kendin yapınca "efendim biz kitlelere ulaşmaya çalışıyoruz" ama başkası yapınca "seviyesinden çok şey kaybettiriyorlar.."

yazık.. zeki müren olmasa unutulup gidecek onlarca şarkı değil, yüzlerce klasik müzik şarkısı varken, üstelik kendin de aynı yolun yolcusuyken bu laflari edebilmek garip... şairin sözleriyle bitireyim: yanlış olmak meftun olmakta değil, neye meftun olduğunu bilmemekte!